1 Kasım 2018 Perşembe

Osmanlı Türkçesi Grameri 1

OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİ I


 Arapçada Kelime Yapımı

Arapça bükünlü bir dildir (kelime yapımında sözcük kökleri değişir); bir kökten yeni kelimeler türetilirken başa ve sona ekler getirilmez.
Arapça kelimeler genel olarak iki guruba ayrılır:
a) Asıl isimler (ism-i câmid) özel isimler, cins isimler ve sayı isimleri bu guruba girer.
b) Türemiş isimler (ism-i müştak) fiilden türemiş bu isimler ise; masdar isimleri, ism-i fa’il, ism-i mef’ul, sıfat-ı müşebbehe, mübalağa-i fa’il, ism-i tafdil, ism-i mekân, ism-i zaman, ism-i alet, ism-i tasgir, ism-i mensub şeklinde tasnif edilir.

İsm-i camid gurubundaki bütün kelimeler ile ism-i mekân, ism-i zaman, ism-i alet, ism-i tasgir gurubundaki kelimelerin hepsi isimdirler.

İsm-i fa’il, ism-i mef’ul, sıfat-ı müşebbehe, mübalağa-i fa’il, ism-i tafdil, ism-i mensub gurubundaki kelimeler ise sıfattırlar.

Arapça Kelime Yapımı
Birleşik kelimeler dışında Arapçada kelimeler ön ve son eklerle değil, bükünlenme yoluyla yapılır.

İki harfli edatlar ve birkaç istisna kelime dışında Arapçada bir kelime kökü en az üç harften oluşur. Bunlara asli harfler denir. Yeni kelime yapılırken bu asli harflerin başına, ortasına veya sonuna bir veya daha fazla harf ilave edilir. Bu ilave harflere zaid harfler (ekleme harfler) denir.
Kelime yapımı belli kalıplara göre yapıldığı için bu zaid harflerin hangi harfler olabileceği bellidir.

Zaid Harfler
Hamze (أ), Elif (ا), Te ( ت ), Sin ( س ), Mim ( م ), Nun ( ن ), Vav ( و ), He ( ه ), Ye ( ى )

Hamze (أ) sadece kelime başında zaid olur: افكار / efkâr, اخراج / ihraç. Osmanlı Türkçesinde bu gibi kelimelerde hamze yazılmayıp sadece hamzenin kürsüsü olan elif yazılır.

Elif (ا) kelime içinde uzun a (â) sesini karşılamak için kullanılır: ماهر / mâhir, مخابر / muhabir…

Te ( ت ) kelime başında, ortasında ve sonunda zaid olarak bulunabilir: تشكيل / teşkil, انتظار / intizar,شكايت / şikâyet…

Sin ( س ) ist-, müst- ses gurubuyla başlayan kelimelerde zaid harf olur: استثقال / istiskâl, مستقبل / müstakbel…

Mim ( م ) harfi sadece kelime başında zâid harf olur: معلوم / ma’lum, محكمه / mahkeme…
Nun ( ن ) harfi in-, mün- ses guruplarıyla başlayan kelimelerde başta, -ân ile biten kelimelerde ise sonra zaid olur: انكسار / inkisar, منكسر / münkesir, عرفان / irfan…

Vav ( و ) harfi genellikle kelime içinde uzun u (û) sesini karşıladığında zaid olur: معلوم / mal’ûm, مجهول/ meçhul…

He ( ه ) harfi kelime sonunda Arapçadaki kapalı te harfi yerine kullanıldığında zaid olur: مدرسه / medrese, كتابه / kitabe…

Ye ( ى ) harfi kelime içinde uzun i (î) sesini karşıladığında zaid olur: تعليم / ta’lîm, فقير / fakîr…

Örnek:
Arapçada ‘yazmak’ fiilini oluşturan kök harfler: ب ت ك (k-t-b)
Bu kökten türetilmiş bazı kelimeler:
كتاب / kitâb
كاتب / kâtib
مكتب / mektûb
مكتب / mekteb
كتابه / kitâbe

Bu kelimelerde kelime kökünü oluşturan aslî harfler değişmezken, yeni kelimeler türetmek için bu kök harflere zaid harfler eklenmiştir.

Arapça Kelimelerin Vezni
Arapça bir kelimenin asli harflerinin yerine sırasıyla ف / ع / ل harfleri getirilip zaid harfler aynen korunur. Ortaya çıkan kalıp, kelimenin veznidir.

Kelimelerin Veznini Bulmak
جَهل / cehl “bilmeme, cahillik” kelimesi örnek olursa:
Zaid harfin olmadığı bu kelimede asli harflerin yerine ف / ع / ل harflerini getirip, kelimenin harekesiyle okursak, فَعل / fa’l çıkar karşımıza. Cehl kelimesinin vezni fa’l dir.

جاهِل / câhil kelimesi için aynı yöntemi kullanarak فاعِل / fâ’il kalıbını buluruz.
 
ضَرَر / zarar = فَعَل / fa’âl
دُخول / duhul = فُعول / fu’ûl
صَرف / sarf = فَعل / fa’l

Harflerine Göre Arapça Kelimeler
Arapça kelimeler asli harflerinin niteliklerine göre sahih ve mu’tell olmak üzere iki guruba ayrılır.
ى و ا harflerine illet harfleri denir.
Bu harflerden 1 veya 2 tanesi asli harfler içinde yer alırsa, böyle kelimelere mu’tell kelimeler denir.
İllet harfleri, kelime yapım sürecinde başka harflere dönüşür veya düşer. Dönüştükleri harfler yine illet harflerindendir.
Örnek: وزن vezn kelimesindeki و / vav illet harflerindendir. Bu kökten yeni bir kelime türetirken و ye / ى ye dönüşür: موزان / mivzan olması gereken kelime mîzân / ميزان şeklini alır. 
سيل / seyl kökünde ye / ى illet harfidir. Bu kökten türetilen اساله / isale kelimesinde ye / ى  düşmüştür.

Sahih kelimeler üç kısımdır: sâlim, mehmûz, muzâ’af.
Mu’tell kelimeler dört kısımdır: misâl, ecvef, nâkıs, lefîf.

Aksâm-ı seb’a
Asli kelimeler niteliklerine göre yedi kısma ayrılır, buna aksâm-ı seb’a denir.

1- Sâlim / سالم : Asli harflerinden biri ا elif, و vav, ى ye, ء hamze olmayan ve içinde aynı cinsten iki harf bulunmayan kelimelere sâlim denir.
حلم / hilm = yumuşaklık, ağırbaşlılık
ضرب / darb = vurma, vuruş
ظلم / zulm = haksızlık, eziyet
لطف / lutf = lütuf
صبر / sabr = sabır

2- Mehmûz / مهموز: Asli harflerinden biri ء hamze olan kelimelere mehmûz denir.
أدب / edep = edep
أمر / emr = iş, buyruk
أكل / ekl = yeme
رأى / re’y = görüş
جزء / cüz’ = parça

3- Muzâ’af  / مضاعف: Asli harflerinden son ikisi aynı olan kelimelere muzâ’af denir.
سبب / sebeb
قرار / karar
عدد / aded
سرور / sürûr
رد / redd

4- Misâl /  مثل: Asli harflerinden ilki و vav veya ى ye olan kelimelere misâl denir.
وعظ / va’z = nasihat
وقوع / vuku = olma, oluş
يسر / yüsr = kolaylık
يمن / yümn = bereket
يقين / yakîn = şüphesiz bilme

5- Ecvef / اجوف: Asli ikinci harfi و vav veya ى ye olan kelimelere ecvef denir.
قول / kavl = söz
سوق / sevk
سير / seyr
بيع / bey’ = satma, satış

6- Nâkıs / ناقص: Asli harflerinden üçüncüsü illet harflerinden biri olan kelimelere nâkıs denir.
سهو / sehv = yanılma
شقاوت / şakavet = eşkıyalık
سعى / sa’y = çalışma

7- Lefif / لفيف: Asli harflerinden ikisi illet olan kelimelere lefif denir.
ولايت / velayet = veli olmak, velilik
وفا / vefa = sözünde durma
وقايه / vikaye = koruma
طى / tayy = çıkarma

Arapça İsimler ve Çokluk
Üç asli harften oluşan köklere sülasi, dört asli harften oluşan köklere rubai, beş asli harften oluşanlara humasi denir.

İsim,
Varlıkları gösteren kelimelerdir. Cins ve özel isim olmak üzere iki guruba ayrılırlar.
Masdar,
Hareket, oluş, kılış bildiren kelimelerdir. Mücerred, mimli, mezidünfih ve mec’ûl olmak üzere dört guruba ayrılırlar.
İsm-i fâ’il,
Masdarı yapanı ifade eden kelimelere verilen addır: yazıcı, kırıcı, yazan, yazar gibi…
İsm-i mef’ûl,
Masdara maruz kalanı ifade eden kelimelerdir: kırılmış, kırık, yazılmış, kırık gibi…
İsm-i tafdil,
Sıfatlarda derece açısından daha üstün olma durumunu gösteren kelimelerdir. Daha güzel, en büyük gibi…
İsm-i tasgir,
Küçültme kategorisidir. +cık, +cik, +cığaz, +ciğez ekleriyle yapılan kelimeler gibi…
İsm-i mekân,
Masdarla ifade edilenin gerçekleştiği yeri bildiren kelimelerdir. Derslik, kömürlük, çalışma yeri gibi…
Mübalağa-i fa’il,
Masdarla ifade edilenin özne tarafından fazlaca yapıldığını anlatan kelimelerdir. Çok konuşan, çok gezen, kırılgan, pişeğen gibi…
İsm-i mensub,
Nispet ifade eden kelimelerdir. Kelime sonuna nispet eki getirilmek suretiyle yapılır. İstanbullu, demirden, mektupçu gibi…

İsimlerin Vezinleri

İsim teşkilinde kullanılan bazı kalıplar:
Fa’l / فَعْل
شمس / şems, ثور / sevr (öküz), جوز / cevz, لحم / lahm (et), زرع / zer’ (ekin).
Fi’l / فِعْل
بٔر / bi’r (kuyu), ذٔب / zi’b (kurt), رجل / ricl (ayak)
Fu’l / فُعْل
فلك / fülk (gemi), قفل / kufl (kilit), نقل / nukl (meze)
Fa’al / فَعَلْ
قلم / kalem, قمر / kamer, جبل / cebel (dağ), ثمر / semer (meyve)
Fa’lel / فَعْلَلْ
خردل / hardal, ثعلب / sa’leb (tilki), صرصر / sarsar (fırtına)
Fu’lul / فُعْلُلْ  
بلبل / bülbül, فستق / fustuk, فندق / funduk, هدهد/ hüdhüd (ibibik kuşu)

Arapça İsimlerde Çokluk

İkilik (tesniye)
Arapça kelime yapımında tesniye +eyn ( ين ) ve +an ( ان ) ekleriyle yapılır.
طرف / taraf / طرفين / tarafeyn (iki taraf)
دولت / devlet / دولتين / devleteyn (iki devlet)
ليله / leyle / ليلتين / leyleteyn (iki gece)

Tesniye yapımında kullanılan +an eki Osmanlı Türkçesinde çok az kullanılmıştır.

Çokluk (cem)
Arapçada çokluk, eklemeli ve bükünlü olmak üzere iki guruba ayrılır.
Eklemeli çokluklar sâlim çokluk (cem’-i sâlim) adını alır. +în ( ين ), +ûn ( ون ) ekleri müzekker (eril), +ât ( ات ), eki ise müennes (dişil) çoklular yapar.

Bükünlü çokluklar mükesser çokluk (cem’-i mükesser) adını alır. İsmin asli harflerine çeşitli zaid harflerin ilave edilip belli vezinlere konulmasıyla elde edilir. Cem’-i mükesserler (=bükünlü çokluk), cinsiyet kategorisinde dişil (müennes) sayılırlar.

Örnekler:
Felek / فلك / eflak / افلاك (gökler) vezni: ef’al / افعل
Kasr (köşk) / قصر / kusûr / قصور (köşkler) vezni: fu’ul / فعول

Sâlim çokluklar
Sâlim çokluğu teşkil eden eklerden +in ve +un ekleri eril (müzekker) çokluk yapar.
مسلم / müslim: مسلمين / müslim+in / مسلمون / müslim+un (Müslümanlar)
مؤمن / mü’min: مؤمنين / mü’min+in / مؤمنون / mü’min+un (müminler)

Sâlim çokluğu teşkil eden eklerden +at eki ise dişil (müennes) çokluk yapar. Bu eki alan kelimenin sonunda ه ve ت harfleri varsa bu harfler yazılmaz.
معلمه / muallime (bayan öğretmen) / معلمات / muallimat

Fiillerin masdar şekillerinin pek çoğu +at ekiyle çokluk haline getirilir.
وقوع / vuku’ / وقوعات / vukuat
اخراج / ihrac / اخراجات / ihracat

Mükesser çokluklar esas olarak semaidir yani hangi kelimenin hangi kalıba göre çokluk yapılacağını Arapça konuşan halkların asırlar öncesinde oluşmuş uzlaşmaları belirlemiştir.
Cem’-i mükesserler (=bükünlü çokluk), cinsiyet kategorisinde dişil (müennes) sayılırlar. Farsça yapılı sıfat tamlamasında cem’-i mükesser kalıbında olan bir isimden sonra gelen sıfat da müennes yapılır.

Başlıca cem’-i mükesser kalıpları:

Ef’âl / افعال 
كدر / keder - اكدار / ekdar (kederler)
سبب / sebeb - اسباب / esbab
شخض / şahs - اشخاص / eşhas
نهر / nehr - انهار / enhar
شكل / şekl - اشكال / eşkal
Fu’ûl / فعول
امر / emr - امور / umûr (işler-emirler)
علم / ilm - علوم / ulûm (ilimler)
دين / deyn - ديون / duyûn (borçlar)
ملك / melik - ملوك / mülûk (hükümdarlar)
فن / fenn - فنون / fünûn (fenler-bilimler)
عقل / akl - عقول / ukûl (akıllar)
 
Fu’ul / فعل
كتاب / kitab - كتب / kütüb
طريق / tarik - طرق / turuk (yollar)
سفينه / sefine - سفن / süfün (gemiler)

Fu’al / فعل
امت / ümmet - امم / ümem (ümmetler)
دولت / devlet - دول / düvel
صورت / suret - صور / suver (resimler-suretler)

Fi’al / فعل
نعمت / nimet - نعم / ni’am (nimetler)
محنت / mihnet - محن / mihen
ملت / millet - ملل / milel
حكمت / hikmet - حكم / hikem

Fi’âl / فعال
جبل / cebel - جبال / cibâl (dağlar)
رجل / racül - رجال / ricâl (adamlar)
بلده / belde - بلاد / bilâd
عبد / abd - عباد / ibâd
كبير / kebir - كبار / kibâr
عظيم / azîm - عظام / izâm

Fu’’âl / فعال
Fâ’il (فاعل) veznindeki bazı kelimelerin çokluğu bu vezinle yapılır.
حاكم / hakim - حكام / hükkam
كاتب / katib - كتاب / küttab
طالب / talib - طلاب / tullâb

Fa’ale / فعلة
Fa’il (فاعل) veznindeki birçok kelimenin çoğulu bu vezinle yapılır.
طالب / tâlib - طابه / talebe (öğrenciler)
عاجز / aciz - عجزه / aceze

Fu’alâ / فعلاء
Fâ’il (فاعل) ve fa’îl (فعيل) veznindeki bazı kelimelerin çoğulu bu vezinde gelir. Veznin sonundaki hamze genellikle yazılmaz.
عالم / alim - علما / ulema
شاعر / şair - شعرا / şu’ara
فاضل / fazıl - فضلا / fuzala (fazıllar-erdemliler)
سفير / sefir - سفرا / süfera
وزير / vezir - وزرا / vüzera

Fe’â’il / فعاءل
صحيفه / sahife - صحاءف / sahâ’if
رساله / risale - رساءل resâ’il
حقيقت / hakikat - حقاءق / hakâ’ik
فضيلت / fazilet - فضاءل / fazâ’il
لطيفه / latife - لطاءف / letâ’if
وظيفه / vazife - وظاءف / vezâ’if
نتيجه / netice - نطاءج / netâ’ic

Fevâ’il / فواعل
جامع / câmi’ - جوامع / cevâmi’
حادثه / hadise - حوادث / havadis
قاعده / kaide - قواعد / kava’id
عالم / âlem - عوالم / avâlim
شاهد / şahid - شواهد / şevahid
ساحل / sahil - سواحل / sevahil
تابع / tabi’ - توابع / tevâbi’

Fevâ’îl / فواعيل
قانون / kanun - قوانين / kavanin
تاريخ / tarih - تواريخ / Tevarih
خاقان / hakan - خواقين / havakin

Efâ’il / افاعل
اكبر / ekber - اكابر / ekabir
اعظم / a’zam - اعاظم / e’azım
ارزل / erzel - ارازل / erâzil
اقرب / akreb - اقارب / ekarib (en yakınlar)

Efâ’îl / افاعيل
اقليم / iklim - اقاليم / ekalim (ülkeler-diyarlar)
حديث / hadis - احاديث / ehadis
استاذ / üstaz - اساتيذ / esatiz

Ef’ilâ / افعلاء
Fa’îl (فعيل) vezninin nakısı fa’î şeklini alır. Bu tür kelimelerin çokluğu ef’ilâ (افعلاء) veznindedir.
نبى / nebi - انبيا / enbiya
ولى / veli - اوليا / evliya
ذكى / zeki - اذكيا / ezkiya

Ef’ile / افعلة
جواب / cevab - اجوبه / ecvibe
زمان / zaman - ازمنه / ezmine
سلاح / silah - اسلحه / esliha
لسان / lisan - السنه / elsine
متاع / meta’ - امتعه / emti’a

Mefâ’il / مفاعل
Mef’al (مفعل), mef’alet (مفعلة), mef’il (مفعل), mef’ilet (مفعلة) veznindeki kelimelerin çokluğu bu vezinde yapılır.
مكتب / mekteb - مكاتب / mekatib
مذهب / mezheb - مذاهب / mezahib
مقصد / maksad - مقاصد / mekasıd
مصرف / masraf - مصارف / mesarif
مجلس / meclis - مجالس / mecalis
منْزل / menzil - منازل / menazil
مدرسه / medrese - مدارس / medaris
معرفت / ma’rifet - معارف / me’arif
منفعت / menfa’at - منافع / menafi’

Mefâ’îl / مفاعيل
Mef’ûl (مفعول), mef’al (مفعل), mif’âl (مفعال)veznindeki bazı kelimelerin çokluğu bu vezinle yapılır.
مجنون / mecnun - مجانين / mecanin
مفتاح / miftah - مفاتيح / mefatih (anahtarlar)
 
Tefâ’îl / تفاعيل
Bilhassa tef’îl (تفعيل) veznindeki kelimelerin pek çoğunun çokluğu bu vezinle yapılır.
تصوير / tasvir - تصاوير / tesavir
تركيب / terkib - تراكيب / terakib
تكليف / teklif - تكاليف / tekalif

Ef’ul / افعل    
نجم / necm - انجم / encüm (yıldızlar)
نفس / nefs - انفس / enfüs

Arapça Kelime Yapımı

Arapça Masdarlar

Masdarlar, fiillerden türemiş isim kategorisindeki kelimelerdir. Türkçede –mak/-mek ve –ma/-me ekleriyle yapılan isimler masdar olarak karşımıza çıkar. Arapçada örnekler daha fazladır.
Arapça dilbilgisinde fiilin görülen geçmiş zaman 3. teklik şahsındaki şekli fiilin en yalın halidir. (قَتَبَ) ketebe / “yazdı” fiili, bu kökten türemiş kelimelerin en yalın halidir.
Arapçada masdarlar, türetildikleri fiilin teklik 3. şahıstaki çekimlerinde zaid harf alıp almama durumlarına göre iki guruba ayrılırlar. Zaid harf bulundurmayan masdarlara mücerred masdarlar (yalın masdarlar), zaid harf bulunduran masdarlara mezidünfih masdarlar (artırılmış, ilave edilmiş masdarlar) denir.
Mücerred (yalın) masdarların kalıpları belli bir anlamı işaret etmez. Niçin o vezinden türetildiğinin belli bir belli bir kuralı yoktur. Bu nedenle yalın masdarlara semai masdarlar (işitilip öğrenmeye dayalı masdarlar) da denir.
Mezidünfih masdarların kalıpları ise belli anlamlar üretirler. Her fiil her kalıba getirilip yani bir kelime üretilemez. Fiilin geçişli ve geçişsiz olması önemlidir. Buna göre kalıplar etken-edilgen-dönüşlü-işteş çatılarda belli anlamlar üretirler. Bu nedenle mezidünfih masdarlara kıyasi masdarlar da denir. Kıyasi masdarların sözlüğe bakılmadan sezilebilmesine imkân tanıyan anlam çerçeveleri vardır.

Mücerred Masdarlar

Semai / mücerred masdarların çoğunda asli harflerin sayısı üçtür.
Vezinleri
Fa’l = emr, bahs, cehl
Fi’l = izn, hilm, zikr
Fu’l = buhl, hüsn, hükm
Fa’al = amel
Fa’let = gayret
Fi’let = fikret
Fu’let = şöhret
Fu’ûl = zuhur
Fu’ûlet = hükûmet
Fa’âl = zeval
Fi’âl = firar
Fa’âlet = rehavet
Fi’âlet = hikâye, şikâyet
Fi’lân = Rıdvan
Fu’lân = hüsran
Fa’alân = devren
Tef’âl = tekrar

Rübai Mücerred Masdarlar

Dört asli harfli bu masdarların tek bir vezni vardır: fa’lelet / (فعللة)
Bazı cümle ve ibarelerin kısaltmasından oluşmuş kelimeler de fa’lelet veznindedirler. Bu gibi kelimelere menhut denilir (elhamdülillah yerine hamdele, bismillahirahmanirahim yerine besmele gibi).

Mimli Masdarlar

Semai bazı masdarlar vardır ki ortak özellikleri başlarında bir mim (م) olmasıdır. Bunlara mimli masdarlar denir.
Mef’il (مفعل)vezni
(وعد) va’d / (موعد) mev’id = söz verme
Mef’ilet (مفعلة) vezni
(عرفان) irfan / (معرفت) ma’rifet = bilme, bilgi
Mef’al (مفعل) vezni
(طلب) taleb / (مطلب) matlab = istek
Mef’alet (مفعلة) vezni
(رحمت) rahmet / (مرحمت) merhamet

Mec’ûl Masdarlar

Bazı sıfat ve isimlerin sonuna /iyyet/ (يت) eki getirilerek Türkçede +lık/+lik ekiyle karşıladığımız anlamlarda kelimeler yapılır.
(انسان) / (انسانيت) = insan / insaniyet

İsm-i Fâ’il ve İsm-i Mef’ûl
Fiil kökündeki hareketi yapanı işaret eden sözcüklere ism-i fâil, bu harekete maruz kalanı işaret eden sözcüklere de ism-i mef’ûl denir.
İsm-i fâillerde elif (ا), ism-mef’ullerde ise mim (م) ve vav (و) harfleri zaid harf olarak karşımıza çıkar.
Mücerred masdarların ism-i failleri (فاعل) fâil vezninde; ism-i mefulleri ise (مفعول) mef’ûl veznindedir.
Fiil kökü: (كتب) İsm-i fâ’ili: (كاتب) İsm-i mef’ûlü: (مكتوب)

Mezidünfih Masdarlar

Mezidünfih masdarlar belli bir kalıp içinde belli bir anlam üretirler. Masdarın geçişli/geçişsiz, etken/edilgen, dönüşlü veya işteş çatıda olduğunu bilirsek, işaret ettiği anlam dairesini belirleyebiliriz.
Osmanlı Türkçesinde sıkça kullanılan dokuz babı vardır:
İf’âl (افعال)
Tef’îl (تفعيل)
Tefa’’ul (تفعل)
Tefâ’ul (تفاعل)
Müfê’alet (مفاعلة)
İnfi’âl (انفعال)
İf’tiâl (افتعال)
İf’ilâl (افعلال)
İstif’âl (استفعال)

İf’âl (افعال) Babı
Bu babda başta ve ortada yer alan elifler (ا) zaid harflerdir.
(كرم) kerem / (اكرام) ikram
Bu babdaki masdarların çatısı geçişlidir. Geçişsiz bir fiil bu baba eklendiğinde geçili olur ve nesne alır.
(علم) ilm / (اعلام) i’lâm (bir şeyi bildirme)
(سقوط) sukut (düşme) / (اسقاط) iskat (bir şeyi düşürme)
Bu babda (اسلام) ve (امكان) gibi geçişsiz masdarlar da vardır.

İf’âl Babının İsm-i Fâili (مُفعِل) müf’il vezninde yapılır.
(اكرام) ikrâm / (مكرم) mükrim
İf’âl Babının İsm-i Mef’ûlü (مُفعَل) müf’al vezninde yapılır.
(اكرام) ikram / (مكرم) mükrem

Tef’îl (تفعيل) Babı
Tef’îl babında baştaki te (ت) ile ortadaki ye (ى) harfleri eklemedir.
(علم) ‘ilm / (تعليم) ta’lim
(شكل) şekl / (تشكيل) teşkil
(قرب) kurb (yakın olma) / (تقريب)
(جهل) cehl / (تجهيل) techil
(ثلاثه) selase / (تثليث) teslis

Tef’îl Babının İsm-i Fâili müfa’’il (مفعّل) vezninde yapılır.
(تعليم) / (معلم) mu’allim
(تسكين) / (مسكن) müsekkin (sakinleştirici)
(تأليف) / (مؤلف) mü’ellif

Tef’îl Babının İsm-i Mef’ûlü müfa’’al (مفعل) vezninde yapılır.
(ترتيب) tertib / (مرتب) müretteb
(تعليم) ta’lim / (معلم) mu’allem
(تثليث) teslis / (مثلث) müselles (üçgen)
(تأديب) te’dib / (مؤدب)

Tefa’’ul (تفعل) Babı
Bu vezinde baştaki te (ت) eklemedir. Ayın (ع) harfi de şeddeli okunur.
Tefa’’ul babı, tef’il babının dönüşlüsüdür ve genellikle geçişsiz masdarları türetir. Bu ikisini karıştırmamak için yazılışta tefa’’ul vezninin ye (ى)’siz olduğuna dikket edilmelidir.
(درس) ders / (تدرس) tederrüs (ders alma)
(جمع) cem’ / (تجمع) tecemmu’ (toplanma)
(كبر) kibr / (تكبر) tekebbür (kibirlenme)
(حركت) hareket / (تحرك) taharrük (kımıldanma)
(زوج) zevc / (تزوج) tezevvüc (evlenme)
(جنت) cinnet / (تجنن) tecennün (cinnet geçirme)

Tefa’’ul Babının İsm-i Fâ’ili mütefa’’il (متفعل) vezniyle yapılır.
(تكلم) tekellüm (konuşma) / (متكلم) mütekellim (konuşan)
(تردد) tereddüd / (متردد) mütereddid
(تأهل) te’ehhül (evlenme) / (متأهل) müte’ehhil (evli)

Tefa’’ul Babının İsm-i Mef’ûlü mütefa’’al (متفعل) vezninde yapılır.
(تشبث) Teşebbüs / (متشبث) müteşebbes (teşebbüs olunan şey

Tefâ’ul Babı (تفاعل)

Bu vezinde baştaki te (ت) ve ortadaki elif (ا) harfleri eklemedir. Bu masdarların bir kısmı özneleri açısından işteşlik ifade ederler (çarpışma, kapışma, yardımlaşma). Bir kısım masdarlar özneleri bakımından dönüşlüdürler (olgunlaşma, artma, çoğalma). Nesneleri açısından çoğunlukla geçişsizdirler (temayül/meyletme, tefahur/övünme, tecavüz/öteye geçme). Sıkça görülen bir başka özellik ise gerçekte olmayan bir hali varmış gibi gösteren yapmacık ifadelerdir (tecahül/bilmez gibi davranma, tegafül/tanımıyormuş gibi davranmak, temaruz/hastaymış gibi davranmak).

Tefâ’ul babının ism-i fâ’ili, müfefâ’il (متفاعل) vezniyle yapılır.
(تصادف) / (متصادف) mütesâdif = rastlayan
(تشاعر) / (متشاعر) müteşâ’ir = şairlik taslayan

Tefâ’ul babının ism-i mef’ûlü, mütefâ’al (متفاعل) vezniyle yapılır.
(تجافز) / (متجاوز) mütecâvez = tecavüz edilen, aşılan

Müfâ’alet (مفاعلة) babı
Bu babda baştaki mim, ortadaki elif ve sonraki te eklemedir. Sondaki te, Osmanlı Türkçesinde ya açık te (ت) veya (ه)e/a şeklinde yazılır. Masdarların çatıları geçişli ya da geçişsiz olabilir. Özneleri bakımından genellikle işteşlik ifade ederler.
(عهد) ahd / (معاهدہ) mu’âhede (anlaşma)
(سبقت) sebkat (geçme) / (مسابقه) müsabaka (yarışma)
(عمل) ‘amel / (معامله) mu’âmele (davranışta bulunma)

Müfâ’alet babının ism-i faili müfâ’il (مفاعل) vezninde yapılır.
(مخابره) / (مخابر)

Müfâ’alet babının ism-i mef’ûlü, müfâ’al vezninde yapılır.
(مخاطبه) muhataba (söyleşme) / (مخاطب) muhatab

İnfi’âl (انفعال) babı
Bu babda baştaki elif, nun ve ortadaki elif eklemedir. Bu babdaki masdarların çatıları özneleri bakımından genellikle dönüşlü, bazıları da edilgendir. Nesneleri bakımından da geçişsizdir, yani nesne almazlar.
(بسط) bast (açma) / (انبساط) inbisat (açılma, ferahlama)
(جزب) cezb / (انجذاب) incizâb (çekilme, çekim)
(قطع) kat’ (kesme) / (انقطاع) inkıtâ’ (kesilme, kesintiye uğrama)

İnfi’âl babının ism-i fâ’ili, münfa’il (منفعل) vezniyle yapılır.
(انكسار) inkisâr (kırılma) / (منكسر) münkesir (kırılan)
(انقلاب) inkılab (dönme, değişme) / (منقلب) munkalib (dönen, değişen)

İnfi’âl babının ism-i mef’ûlü yoktur.

İf’ilâl (افعلال) babı
Bu babda başta ve ortada yer alan elifler eklemedir. Üçüncü asli harf tekrarlanır. Anlam bakımından geçişsiz masdarlar türetir. Daha çok renk ve fiziki noksanlıkları ifade eden kelimeler türetir.
(عوج) ‘ivec (eğrilik) / (اعوجاج) i’vicâc (eğrilme)
(حمرت) humret (kırmızılık) / (احمرار) ihmirar (kızarma)

İf’ilâl babının ism-i fâ’ili, müf’all (مفعل) vezniyle yapılır.
(اغبرار) iğbirâr (gücenme) / (مغبر) muğberr (gücenen)
(اسوداد) isvidâd (kararma) / (مسود) müsvedd (kararan)
İf’ilâl babının ism-i mef’ûlü yoktur.

İft’âl (افتعال) babı
Bu babda baştaki elif ile ortadaki te ve elif harfleri zaiddir. Bu babdaki masdarların çatıları dönüşlü ve geçişsizdir.
(جمع) cem’ / (اجتماع) ictimâ’
(عقد) ‘akd / (اعتقاد) i’tikad
(كسب) kesb (kazanç) / (اكتساب) iktisâb (kazanma)

(د ذ ز ص ض ط ظ) gibi dişsi ünsüzlerle başlayan sülasi mücerred masdarlar ifti’âl babına nakledildiklerinde vezinlerinde bazı değişiklikler olur.
İlk harf (ض ص) ise vezindeki ekleme te harfi tı’ya dönüşür: (ضرب) / (اضطراب)
İlk harf (ط) ise ekleme te harfi tı’ya dönüşür ve iki tı birleşir (idgam olur): (طلوع) tulû (doğma) (اطلاع) ıttılâ (kişinin içine doğma).
İlk harf (ز) ise ekleme te harfi dal’a dönüşür: (زوج) / (ازدواج) izdivac (evlenme).
İlk harf (د ذ) ise vezindeki ekleme te harfi dal’a dönüşür ve oluşan iki dal harfi tek olarak yazılır (idgam olur): (دعوى) da’vâ / (ادعا) iddia etme, (ذخيره) zahire / (ادخار) iddihâr (ilerisi için biriktirme).

İfti’âl babının ism-i fâ’ili, müfta’il (مفتعل) vezninde yapılır.
(اعتدال) i’tidâl / (معتدل) mütedil
(انتشار) intişar / (منتشر) münteşir
(افتخار) iftihar / (مفتخر) müftehir (övünen)

İfti’âl babının ism-i mef’ûlü, müfta’al (مفتعل) vezniyle yapılır.
(اكتساب) iktisab / (مكتسب) mükteseb (kazanılmış)
(اخصار) ihtisar / (مختصار) muhtasar (kısaltılmış)
(انتخاب) intihab (seçme) / (منتخب) müntahab (seçilmiş)

İstif’âl (استفعال) babı
Bu badaki elifler, sin ve te harfleri eklemedir. Masdarların anlamları genellikle geçişlidir, nesne alırlar.
(ملك) / (استملاك) istimlak (mülk edinme)
(قبل) / (استقبال) istikbal (gelecek, birini yola çıkıp karşılama)
Geçişsiz örnekleri de vardır:
(حق) / (استحقاق) istihkak (hak etme, hak edilen şey)
Bu babdaki masdarlar bir şey isteme, dileme anlamını üretirler.
Bu masdardaki kimi masdarlar sayma, addetme anlamını üretirler.

İstif’âl babının ism-i fâ’ili, müstef’il (مستفعل) vezniyle yapılır:
(استحصال) istihsal (üreme) / (مستحصل) müstahsil (üreten)
(استنساخ) istinsah (bir eserin kopyasını yazma) / (مستنسخ) müstensih (istinsah eden)

İstif’âl babının ism-i mef’ûlü, müstef’al (مستفعل) vezninde yapılır.
(استهجان) istihcan (çirkin görme) / (مستهجن) müstehcen (çirkin görülen).

Mezidünfih masdarların birçok babının ism-i fâ’il ve ism-i mef’ûlleri aynı şekilde yazılır. Aralarındaki fark ism-i fâ’illerde sülasi mücerred kökün asli ikinci harfine denk gelen ayın harfinin esreli; ism-i mef’ûllerde ise üstünlü okunmasıdır.


Özet:

Mezidünfih masdarlardan,

if’âl babı geçişli;
tef’îl babı geçişli;
tefa’’ül babı genellikle dönüşlü, geçişsiz, bazen geçişli;
tefâ’ül babı çoğunlukla işteş, dönüşlü, geçişsiz, bazen geçişli;
müfâ’alet babı işteş, geçişsiz, geçişli;
if’ilâl babı dönüşlü, edilgen, geçişsiz;
if’ilâl babı geçişsiz; iftiâl babı dönüşlü, geçişsiz;
istif’âl babı geçişli çatılarda masdar üretir.

Arapça Kelime Yapımı

Sıfat-ı Müşebbehe

Öznedeki değişmeyen bir durum ve niteliği bildiren kelimelere sıfat-ı müşebbehe denir. Bunlar ismi faillere benzerler. İsm-i fâillerin belirttiği nitelik geçicidir ancak sıfat-ı muşebbehenin belirttiği durum ve nitelik süreklidir. Türkçedeki –kan/-ken ve –kın/-kin ekleri Arapçadaki sıfat-ı müşebbehe kategorisine denk gelen kelimeler türetir. Sıfat-ı müşebbeheler semaidir.
Sıfat-ı müşebbehe kategorisinde sık kullanılan vezinler:
Fa’îl: Bu vezinde ortadaki ye harfi ekleme bir harftir.
(لطافت) letafet / (لطيف) latif
(كرم) kerem / (كريم) kerim
(كثرت) kesret / (كثير) kesir (çok)
Ef’al: Baştaki elif ekleme harftir.
Renkleri, bedendeki kusur ve sakatlıkları bildiren sıfatlar türetir.
(حمرت) humret (kırmızılık) / (احمر) ahmer (kırmızı)
(سواد) sevâd (karanlık) / (اسود) esved (kara)
(بكامت) bikâmet (dilsizlik) / (ابكم) ebkem (dilsiz)
(بلاهت) belâhet (aptallık) / (ابله) ebleh
(حمق) humk (bönlük) / (احمق) ahmak

Sıfat-ı müşebbehe yapan diğer vezinler:

Fa’lân (فعلان): (عطشان) / atşân (susamış)
Fu’lân (فعلان): (عريان) / uryan (çıplak)
Fa’l (فعل): (صعب) / sa’b (güç)
Fa’al (فعل): (حسن) / hasan (güzel)
Bu vezinlerin birçoğu sülasi mücerred masdarların vezinleriyle aynıdır.

İsm-i Tafdîl

Bu kategorideki sıfatlar, ifade ettikleri niteliğin öznede başkalarına göre daha çok veya en çok olduğunu ifade ederler.
Bu kategorinin bir tek vezni vardır:
Ef’al (افعل): baştaki elif harfi eklemedir.
(كبير) kebîr (büyük) / (اكبر) ekber ( en büyük)
(نادر) nâdir (seyrek) / (اندر) ender
Sıfat-ı müşebbehe kategorisindeki renk ve sakatlıkları/noksanlıkları belirten kelimelerle ism-i tafdil kategorisindeki kelimelerin vezinleri aynıdır. Ayrım ancak kelimelerin anlamlarının bilinmesiyle mümkün olur.

Mübâlağa-i Fâ’il

Yapılan işin çok fazla yapıldığını veya daima yapıldığını ifade eden kelimelere mübâlağa-i fâ’il denilmektedir.
Vezinleri:
Fa’’âl (فعال) bu vezinde ortada yer alan elif eklemedir.
(سياحت) seyahat / (سياح) seyyâh (çok gezen, gezgin)
(خلق) halk (yaratma) / (خلاق) hallâk (daima yaratan, Allah)
(مكر) mekr (hile) / (مكار) mekkâr (çok hileci)
(كزب) kizb (yalan) / (كزاب) kezzâb (çok yalan söyleyen)
Bu vezindeki bazı kelimeler mübalağa değil meslek isimlerini işaret ederler: (حمال) hammâl / hamal, (قصاب) kassâb / kasap
Fa’ûl (فعول) Ortada yer alan vav zaiddir.
(جسارت) cesaret / (جسور) cesur
(صبر) sabr / (صبور) sabûr (çok sabırlı)

İsm-i Mensûb

Aitlik mensubiyet anlamlarını işaret eden sıfatlardır. Bu kelimeler kıyasi, yani bir kurala bağlı olarak üretilir. Türkçedeki ekleme sistemine benzer: kelimenin sonuna Arapçada /iyyun/ şeklinde okunan bir ye (ى) getirilir. Ye harfi şeddeli ve tenvinlidir. Osmanlı Türkçesinde ise şedde ve tenvinin kaldırılmasıyla bu ek /î/ şeklinde okunur.
Ar. (علمىٌ) ilmiyyun – Tr. (علمى) ilmî
Kelimeye getirilen bu eke nispet eki denir. Bu ekle türetilen kelimeleri Türkçede +lı/+li, +ça/+çe, +sal/+sel gibi eklerle yapılan kelimeler karşılar.
(فكر) fikr / (فكرى) fikri
(صطح) sath (yüzey) / (صطحى) sathi
Kelimelerin sonunda zaid harflerden (ت), veya (ه) varsa bunlar atılıp nispet eki sonda kalan harfe eklenir.
(اداره) idâre / (ادارى) idârî
(تجارت) ticaret / (تجارى) ticari
Sonu hâ’ –i resmiyye ile biten kimi yer adlarına nispet eki –vî (وى) olarak getirilir ve kelime sonundaki hâ’-i resmiyye yazılmaz.
(ادرنه) Edirne / (ادرنوى) Edirnevi (Edirneli)
Sonu çift harf ile biten üç harfli kelimelerde ye harflerinden biri düşer, ikincisi vav harfine dönüşür; bir önceki harfin harekesi de üstün olur.
(نبى) nebi / (نبوى) nebevi

İsm-i Mekân

Başlıca vezinleri:
Mef’al (مفعل): Başta yer alan mim zaiddir.
(كتابت) kitabet (yazma) / (مكتب) mekteb
(سكون) sükûn (oturma) / (مسكن) mesken
(عبادت) İbâdet / (معبد) ma’bed
(طبخ) Tabh (yemek pişirme) / (مطبخ) matbah (mutfak)
(رقود) rukud (uyuma) / (مرقد) merkad (mezar)
Mef’il (مفعل): Baştaki mim zaiddir.
(جلوس) cülûs (oturma) / (مجلس) meclis
(نزول) nüzul (inme) / (منْزل) menzil (inme yeri)
Mef’alet (مفعلة): baştaki mim ve sondaki te (ة) zaiddir.
(طبع) tab’ (tabetme, basma) / (مطبعه) matba’a
(ذبح) zebh (hayvan kesme) / (مذبحه) mezbaha
(شجر) şecer (ağaç) / (مشجره) meşcere (ağaçlık)
Mef’ilet (مفعلة) Baştaki mim ve sondaki te zaiddir. (منزلت) menzilet, (مسيره) mesire

İsm-i Zaman

Mef’al ve Mef’il olarak iki vezni vardır. Her iki vezinde de baştaki mim harfleri zaiddir.
(بدء) bed’ (başlama) / (مبدأ) mebde’ (başlangıç)
(ولادت) viladet (doğum) / (مولد) mevlid (doğum zamanı)

İsm-i Alet

Vezinleri:
Mif’al (مفعل): baştaki mim zaiddir.
(غفر) ğafr (örtme) / (مغفر) miğfer
(ثقب) sakb (delme) / (مثقب) miskab (burgu, matkap)
(قطع) kat’ (kesme) / (مقطع) mikta’ (kalem ucu kesme bıçağı)
Mif’âl (مفعال): Baştaki mim ve ortadaki elif zaiddir.
(قرض) karz (kesme) / (مقراض) mikraz (kesme aleti, makas)
(فتح) feth (açma) / (مفتاح) miftâh (anahtar)
(ضرب) darb (vurma) / (مضراب) mıdrâb (mızrap)
(قياس) kıyas / (مقياس) mikyâs (ölçek)
(عيار) ayâr / (معيار) mi’yâr (ölçme aleti, ölçek)

Mif’ale (مفعلة): baştaki mim ve sondaki te eklemedir.
(شرب) şürb (içme) / (مشربه) mişrebe (maşrapa)
(كنس) kens (süpürme) / (مكنسه) miknese (süpürge)

İsm-i Tasgir

Küçültme kategorisidir. Osmanlı Türkçesinde sık kullanılan vezin Fu’ayl (فعيل)’de ortadaki ye zaiddir.
(عبد) abd (kul) / (عبيد) ubeyd (kölecik)
(حسن) hasen (güzel) / (حسين) hüseyn (Hasancık)

İlâl
Asli harfleri içerisinde illet harfi bulunan kelimelerde kelime üretimi sırasında bazı değişiklikler meydana gelebilir. Bu değişikliklere i’lâl adı verilir. Kelime yapımındaki bu değişiklikler ya illet harflerinin kelimeden çıkarılması (hazf) ya da illet harflerinin başka bir harfe dönüştürülmesi (kalb) şeklinde olur.
İçinde illet harfi bulunmayan mehmûz ve muzâ’af kelimelerin vezinlerinde de değişiklik yapılabilir:
(وجود) vücûd / asli harfleri içinde illet harflerinden vav vardır. Bu kelimeden if’âl vezniyle türetilen îcâd (ايجاد) kelimesinde illet harfi olan vav, ye harfine dönüşmüştür.

Masdarlarda Yapılan İ’lâller

Sülasi ve mücerred masdarlarda yapılan i’lâller
Fa’l, Fi’l ve Fu’l vezinleri muzâ’af kelimelerde Fa’’, Fi’’ ve Fu’’ şekline dönüşür: (مدّ) medd
Fa’âl, Fi’âl ve fu’âl vezinleri nâkıs kelimelerde Fa’â’, Fi’â’ ve Fu’â durumuna gelir, Osmanlıcada kelime sonundaki hamzeler genellikle yazılmaz: (جزا) cezâ, (دعا) duâ.
Fi’le(t) vezni misal kelimelerde ilk harf atılarak ‘ile(t) durumuna gelir: (وصل) vasl, (وصف) vasf gibi misal kelimeler Fi’let veznine girdiklerinde vavlarını kaybederler: (صله) sıla, (صفت) sıfat.

Kıyasi masdarlarda yapılan i’lâller

İf’âl babı ilk harfi hamzeli (mehmuz) ve misal köklerde î’âl durumuna gelir. (أمن) emn / (ايمان) iman.
İf’âl vezni evceflerde illet harfinin atılması ve veznin sonuna bir zait te harfi eklenmesiyle İfâle(t) durumuna gelir: (دور) devr / (اداره) idare
İf’âl vezni nâkıslarda illet harfinin hamzeye dönüşmesiyle İf’âl’ durumuna gelir ve sondaki hamze Osmanlıcada okunmaz (genellikle de yazılmaz): (جريان) cereyan / (اجرا) icra, (علو) ulüvv (yüce olma) / (اعلا) i’lâ (yüceltme).
Tef’îl babı nakıs ve son harfi hamzeli köklerde zaid olan ye harfinin atılması ve sonuna zaid bir te eklenmesiyle Tef’ile(t) veya son harfi vav olan köklerde vavların ye harfine dönüşmesiyle Tef’iye(t) durumuna gelir: (صفاء) safâ (saf oluş) / (تصفيه) tasfiye (temizleme), (سمو) semevv (ad koyma), (تسميه) tesmiye (adlandırma).
Tefa’’ul babı nâkıs ve son harfi hamzeli olan mehmuz kelimelerde illet harfinin ve hamzenin ye harfine dönüşmesiyle Tefa’’î durumuna gelir: (جيلاء) cila’ / (تجلى) tecelli, (عداوت) adavet / (تعدى) teaddi, (saldırma, zulmetme).
Tefâ’ül babı muzâ’af kelimelerde son iki harfinin aynı olması nedeniyle idgam yapılarak Tefâ’’ durumuna gelir: (ضدّ) zıdd / (تضادّ) tezadd.
Tefâ’ül babı nâkıs kelimelerde illet harfinin ye harfine dönüşmesiyle Tefâ’î durumuna gelir: (دوا) deva / (تداوى) tedavi
Müfâ’ale(t) babı nâkıs ve lefif kelimelerde illetli son harfin elife dönüşmesiyle müfâ’ât şekline gelir: (نجات) necât (kurtuluş), (مناجات) münâcât (Allah’tan kurtuluş isteme).
İnfi’âl babı ecvef kelimelerde ortadaki illet harfinin ye harfine dönüşmesiyle İnfiyâl durumuna gelir: (سوق) sevk / (انسياق) insiyak (sürülüp gitme).
İfti’âl babı misal kelimelerde illet harfinin te harfine dönüşmesi ve te harflerinin idgamıyla İtti’âl şekline girer: (وحدت) vahdet / (اتحاد) ittihad (birleşme).
İfti’âl babı ecvef kelimelerde ortadaki illet harfinin ye harfine dönüşmesiyle İftiyâl durumuna gelir: (شوق) şevk / (اشتياق) iştiyak.
İfti’âl babı nâkıs kelimelerde illet harfinin hamzeye dönüşmesiyle İfti’â durumuna gelir: (نهايت) nihayet / (انتها) intiha.
İstif’âl babı misallerde ve ilk harfi hamze olan mehmuzlarda ilk harflerin ye harfine dönüşmesiyle İstî’âl durumuna gelir: (أذن) izn / (استيذان) istizan (izin isteme).
İstif’âl babı ecveflerde illet harfinin atılması ve veznin sonuna zaid bir te harfinin getirilmesiyle İstifâle(t) durumuna gelir: (قيام) kıyam / (استقامت) istikamet.
İstif’âl babı nâkıs, lefif ve son harfi hamzeli kelimelerde son harflerin hamzeye dönüşmesiyle İstif’â durumuna gelir: (عفو) afv / (استعفا) istifa.


İsm-i Fâ’il Vezinlerinde Yapılan İ’lâller

İlk harfi hamzeli kelimelerde â’il durumuna gelir. Ecvef kelimelerde illet harfinin hamzeye dönüşmesiyle fâ’il durumuna gelir. Nâkıs kelimelerde illet harfinin ye harfine dönüşmesiyle fâ’î durumuna gelir.
Müf’il vezni misâl ve ilk harfi hamzeli kelimelerde mû’il durumuna gelir. Muzâ’aflarda idgam nedeniyle müfi’’ şeklini alır.
Müf’il vezni ecveflerde illet harfinin ye’ye dönüşmesiyle müfîl durumuna gelir. Nâkıs, lefif ve son harfi hamzeli kelimelerde son harfin ye’ye dönüşmesiyle müf’î biçimini alır.
Müfa’’il vezni nâkıs ve son harfi hamzeli kelimelerde son harfin ye’ye dönüşmesiyle müfa’’î durumuna gelir.
Mütefa’’il vezni, nâkıs, lefif ve son harfi hamzeli olan mehmûz kelimelerde mütefa’’î şeklini alır.
Mütefâ’il vezni, muzâ’aflarda son iki harfin idgamıyla mütefâ’’ şeklini alır. Nâkıs ve lefif kelimelerde mütefâ’î durumuna gelir.
Müfâ’il vezni nâkıs kelimelerde müfâ’î durumuna girer.
Münfa’il vezni muzâ’af kelimelerde idgam nedeniyle münfa’’ durumuna gelir. Ecvef kelimelerde illet harfinin elife dönüşmesi nedeniyle münfâl şeklini alır. Nâkıs ve lefif kelimelerde münfa’î şeklini alır.
Müfte’il vezni muzâ’af kelimelerde idgam nedeniyle müfta’’ şeklini alır. Ecvef kelimelerde illet harfinin elife dönüşmesiyle müftâl şeklini alır. Nâkıs, lefif ve son harfi hamzeli kelimelerde müfte’î şeklini alır.
Müstef’il vezni muzâ’af kelimelerde idgam nedeniyle müstefi’’ şeklini alır. Ecvef kelimelerde müstefîl durumuna gelir. Nâkıs, lefif ve son harfi hamzeli mehmuz kelimelerde müstef’î şeklini alır.

İsm-i Mef’ûl Vezninde Yapılan İ’lâller

Mef’ûl vezni illet harfi vav olan ecvef kelimelerde meful, illet harfi ye olan ecvef kelimelerde mefîl durumuna gelir. İllet harfi vav olan nâkıslarda mef’uvv (Osmanlıcada mef’û şeklinde de okunabilir), illet harfi ye olan nâkıslarda mef’iyy (Osmanlıcada mef’î şeklinde de okunabilir) durumuna gelir.
Müf’al vezni, muzâ’af kelimelerde müfa’’, misal kelimelerde mû’al, ecvef kelimelerde müfâl, nâkıs ve lefif kelimelerde müf’â durumuna gelir.
Müfa’’al vezni nâkıs, lefif ve son harfi hamzeli mehmûz kelimelerde müf’’â durumuna gelir.
Müftea’’al vezni nâkıslarda mütefa’’â durumuna gelir.
Müfte’al vezninin muzâ’af ve ecvef kelimelerdeki i’lâli ism-i fâ’ili ile aynıdır. Misal kelimelerde mütte’al, nâkıs ve lefif kelimelerde müfte’â durumuna gelir.
Müstef’al vezni muzâ’af kelimelerde müstefa’’ şekline girer. Ecvef kelimelerde müstefâl, nâkıs kelimelerde müstef’â durumuna girer.

Diğerleri

Fa’îl vezni nâkıs ve sonu hamzeli mehmûz kelimelerde fa’iyy şekline girer.
Ef’al vezni muzâ’af kelimelerde efa’’ biçimini alır. Nâkıs ve lefiflerde ef’â şeklini alır.
Mef’al vezni ecvef kelimelerde mefâl biçimini alır.
Mef’alet vezni muzâ’af kelimelerde mefa’’at şeklini alır.

Arapça Kelime Gurupları İsim ve Sıfat Tamlamaları, Edatlar

Arapça Yapılı Tamlamalar

Harf-i Ta’rîf

Türkçede iyelik ekleri ve bazı hâl ekleri kelimeleri belirli yapar (Çocuk camı kırdı. (Hangi cam olduğu biliniyor).
Arapçada kelimeyi belirli hâle getiren morfolojik unsur, harf-i ta’rîf denilen bir ön ektir. Elif+lâm اَلْşeklinde yazılan bu ön ek, kelime başında olduğunda bazı kelimelerde el-, bazı kelimelerde ise kelimenin ilk harfi şeddeli olacak şekilde okunur:
الوطن el-vatan

الزمان ez-zamân

Güneş harfleri (Hurûfu’ş-şemsiyye)

Harf-i ta’rîf alan bir kelime el-beyt, el-bint, el-veled, el-kitâb şeklinde okunur. Ancak bir kısım harfler vardır ki, kelime bu harflerle başladığı zaman harf-i ta’rîfin lâm’ını kendisine benzeştirir. Güneş harfleri (hurûfu’ş-şemsiyye) denilen bu harfler şunlardır. Bunlara şemsî harfler de denir:

ت ، ث ، د ، ذ ، ر ، ز ، س ، ش ، ص ، ض ، ط ، ظ ، ل ، ن

Diğer harfler ise ay harfleri (hurûfu’l-kameriyye) adını alır.
Hurûfu’ş- şemsiyye ile başlayan harf-i ta’rîfli kelimelerden örnekler:
الشمس eş-şems “güneş” el-şems değil!
الدهر ed-dehr “dünya” el-dehr değil!
الرمضان er-Ramazân “Ramazan” el-Ramazân değil!

Ay Harfleri (Hurûfü’l-kameriyye)
Bu harflerden biriyle başlayan kelimelerde harf-i ta’rîfte herhangi bir değişiklik olmaz ve el- şeklinde okunur: el-beyt, elhakk,el-yevm ‘gün’vs.


ARAPÇA YAPILI İSİM TAMLAMALARI

Arapçada da, Farsçada olduğu gibi tamlamadaki kelime sırası Türkçedekinden farklıdır ve önce tamlanan (muzâf /mevsuf), sonra tamlayan (muzâfun ileyh / sıfat) gelir. Tamlayan kelimenin başında harf-i tarif ( ال el- ) olur. Tamlanan (muzâf) kelimenin son harfi, bazı istisnalar dışında ötreli okunur. Harf-i ta’rîfin elif’i hiçbir zaman okunmaz:
بابُ الْبيت bâbü’l-beyt ‘evin kapısı’

Farsça tamlama = bâb-ı beyt  / Arapça tamlama = bâbü'l-beyt
دين الاسلام dînü’l-İslâm “İslâm dini”
خالق الارض Hâliku’l-arz “arzın yaratıcısı”
                  


Bu tamlamaları ال el- takısını kaldırarak ve izafet kesresi koyarak kolaylıkla Farsça yapılı tamlamalar hâline dönüştürmek mümkündür. Meselâ dînü'l-İslâm / dîn-i İslâm; Hâlıku'l-arz / Hâlık-ı arz vs.

Arapça Tamlamaların Okunuşu

Tamlanan (muzâf) kelime ekleme harflerden ە veya ت ile bitiyorsa bu harfler ة ile yazılır. Dilimizde تile biten bazı kelimeler tamlayan (muzâfunileyh) oldukları zaman bu ٥ , ت olarak okunur.

حسرة  الملوك /  حسرت hasretü’l-mülûk ‘meliklerin hasreti(ni çektiği yer)
ليلة  القدر /  ليله  leyletü’l-Kadr ‘Kadir gecesi’


تذكرة  الاوليا /  تذكره  tezkiretü’l-evliyâ ‘evliyalar tezkiresi’

Arapça yapılı tamlamalar Farsça yapılı olanlara nispetle Osmanlı Türkçesinde daha az kullanılmışlardır. Bunların büyük bir kısmı makam ve mevki isimlerinde, kitap isimlerinde, kimi dinî tabirlerde ve bilhassa bilimsel terminolojide karşımıza çıkar.

Makam ve Mevki İsimleri

اميرالامرا  emîrü’l-ümerâ “beylerbeyi”, اميرالحج  emîrü’l-hac “hac emîri”, باب السعاده Bâbü’s-sa’âde “Saadet kapısı…
 


Kitap İsimleri

تحفة  الحرمين Tuhfetü'l-haremeyn,
تذكرة  الاوليا  Tezkiretü'l-evliyâ,
تذكرة  الشعر  Tezkiretü'ş-şuarâ,
حديقة الوزرا Hadîkatü'l-vüzera,
زبدة  التواريخ Zübdetü'-tevârîh,
مجموعة  النظائر  Mecmû’atü'n-nezâir
  Bilimsel Terimler
ذات  الجنب zâtü'l-cenb "akciğer örtüsü iltihabı",
ذات العظم   zâtü'l-azm "kemik dokusu iltihabı",
ذات الحركه zâtü'l-hareke "otomatik",
فقر الدم fakrü'd-dem "kansızlık, anemi",
داء الكلب  dâ’ü'l-kelb "kuduz",
مديدالبصر  medîdü'l-basar "hipermetrop",
قصيرالبصر  kasîrü'l-basar "miyop",


Bunların dışında bilhassa الله Allah kelimesiyle yapılan tamlamalar çok kullanılmıştır:
عبدالله Abdullâh, نصرالله Nasrullâh



دين dîn kelimesiyle yapılan Arapça tamlamaların da şahıs ismi olarak sık kullanıldığı görülür. Ancak bu gibi tamlamaların tamlanan unsuru (muzâf) Osmanlı Türkçesinde ötreli değil üstünlü okunur:
الدين نجم / Necmü’d-dîn değil Necme’d-dîn:



ARAPÇA YAPILI SIFAT TAMLAMASI

Osmanlı Türkçesinde kullanılan Arapça sıfat tamlaması yapısı da isim tamlaması yapısıyla aynıdır. İsim ve sıfat tamlamasını yalnızca tamlayan kelimenin niteliğinden ayırt ederiz; tamlayan isimse isim tamlaması, sıfatsa sıfat tamlaması olur:

دول المعظمه düvelü’l-muazzama “büyük devletler”
ملك المظفر melikü’l-muzaffer “muzaffer hükümdar”
رمضان المبارك ramazânu’l-mübârek “mübarek Ramazan”


Arapça Sıfat Tamlamalarında Uyum

Arapça yapılı sıfat tamlamasında tamlanan ve tamlayan unsurlar (mevsûf ve sıfat) arasında
a) cinsiyet (müennes - müzekker)
b) sayı (teklik, tesniye, çokluk)
açısından denklik aranır; sıfat bu özellikler bakımından mevsûf olan birinci kelimeye uygun hâle getirilir.

مجالس النفائس “Mecâlisü’n-nefâ’is”
تذکرة  الشعرا “Tezkiretü’ş-şu’arâ”

ARAPÇA ÖN EDATLAR (HARF-İ CERR'LER)

Dil bilgisinde harf-i cerr adı verilen Arapça ön edatlar, Farsça ön edatlarda olduğu gibi, kimi Türkçe hâl eklerine ve son çekim edatlarına karşılık gelir. Bu edatlar bir tamlamanın başına geldiğinde tamlanan kelimenin sonu ötreli değil esreli okunur:
عن قريبالزمان an-karîbü'z-zamân değil an-karîbi'z-zamân gibi.

ب
Türkçede +a/+e, +da/+de, ile ek ve edatlarının anlamını karşılar. Harf-i ta’rîfli kelimelerden önce geldiğinde hemzeyle bitişik yazılır ve kendisinden sonra gelen kelimenin niteliğine göre bi’l-, bi'n-, bi'z- vs. şeklinde okunur:


بالنتيجه  bi’n-netîce “neticede, sonuçta”, بالمقابله bi’lmukābele “karşılık olarak”


عن
an: Türkçede +dan/+den hâl ekleriyle ve kimi edatlarla karşılanabilir. Bu edattan sonraki kelime tamlama hâlinde olmayan tek bir kelime ise kelimenin sonu -ın/-in tenviniyle okunur:
عن قريب an-karîb “çok geçmeden, yakında”, عنقريبالزمان an-karîbi’zzamân “yakın zamanda”,  عن صميم  القلب an-samîmi’l-kalb “yüreğin içinden, yürekten”

فى
Türkçede +da/+de, içinde anlamlarını verir:

فى الحقيقه fi’l-hakîka “gerçekte, hakikaten”, فى الواقع fi’l-vâki’ “gerçekten, hakikaten”

ل
Türkçede "için, dolayı, yüzünden, tarafından" anlamlarını verir. İsimlerle ve bazı zamirlerle birlikte kullanılmaktadır:
لِهذا  li-hâzâ “bunun için”,  لذاته  li-zâtihi “kendiliğinden”,  لمؤلفه li-mü’ellifihi “müellifi tarafından”    

من
Türkçede +dan/+den, dolayı, sebebinden anlamlarını verir:
من بعد min-ba’d “bundan sonra”,  من القديم mine’l-kadîm “eskiden beri”, من طرف الله min-tarafi’llâh “Allah tarafından”

ك
Türkçede "gibi, sanki" anlamlarını verir. Benzerlik ifade eder:
كالاول ke’l-evvel “eskisi gibi”, كذلك ke-zâlik “böylece, bunun gibi”, كأن ke-enne “sanki, gûyâ” vs.
 
ARAPÇA TAMLAMALARDAKİ DEĞİŞİKLİKLER         

Tamlananın Üstünlü Okunması

Tamlanan kelime بعد ba’d “sonra”, قبل kabl “önce”, فوق fevk “üst”, تحت taht “alt”, بين beyn “ara”, حسبhasb “göre, nazaran” عند ‘ind “yan, yanında göre” kelimelerinden biriyse bu kelimelerin sonu ötreli değil, üstünlü okunur:
بعدالزوال   ba’de’z-zevâl ‘öğleden sonra’;
قبل الطوفان  kable’t-tûfân ‘Tufan'dan önce’;
بين الملل  beyne’l-milel ‘milletler arası’;
فوق العاده  fevka’l-âde ‘olağan üstü’;
تحت العرض tahte’l-arz ‘yer altı’;
حسب القدر  hasbe’l-kader ‘kader gereği’…

من min edatı da tamlayanın (muzâfun ileyhin) harf-i ta’rîfli olduğu bir tamlamada üstünlü okunur: من القديم mine'l-kadîm "eskiden beri"…
 Elif-i maksûre (yani ى harfi) ile biten kelimeler tamlanan olduğunda elif-i maksûre okunmaz, bundan önceki harf üstünlü okunur:
على alâ:     على الخصوص ale’l-husûs ‘hususiyle, özellikle’;
على العاده ale’l-âde ‘alışıldık şekilde’
الى ilâ: الى الابد ile’l-ebed ‘ebede kadar’;
الى النهايه  ile’n-nihâye ‘sonuna kadar’ vs.
اقصى aksâ,  معنى ma'nâ gibi kelimelerde de aynı özellik söz konusudur: معنى الشعر ma’ne’ş-şi’ir “şiirin manası”, ا
اقصى الغايات akse’l-gâyât “gayelerin en uzağı” gibi.
يا yâ ünleme edatı bir tamlamanın başına gelirse tamlanan kelimenin sonu üstünlü okunur:   
رب العالمين rabbü'l-âlemîn /  يا رب العالمين  yâ Rabbe'lâlemîn;  رسول الله Resûlullâh / يا رسول الله yâ Resûlallah vs.

Tamlananın Esreli Okunması

Harf-i cerr denilen Arapça ön edatlar bir tamlamanın önüne geldiğinde tamlananı esreli okuturlar:
باذن  الله bi-izni’llâh (bi-iznullah değil!) ‘Allahın izniyle’
Bunun dışında بانى bânî, مفتى müftî, قاضى kādî gibi sonu tek ى ile biten kelimeler tamlanan (muzaf) olduğunda sondaki ye harfi okunmaz, bundan önceki harf esreli okunur:  
قاضى الخاجات kâdi’l-hâcât ‘istekleri yerine getiren;

مفتى الانام müfti’l-enâm ‘halkın müftüsü; şeyhülislâm’

Arapça dil bilgisinde zincirleme tamlamalarda ikinci kelimelerin sonu da esreli okunur. Bu yapı Türkçede çok kullanılmamıştır: Divânu Lugāti't-Türk, Kitâbu Evsâfi'l-Mesâcidi'ş-Şerîfe gibi.

Üç kelimeden oluşan Arapça tamlamalarda yalnızca sondaki kelime harf-i ta’rîfli olur. Birinci kelimenin sonu ötreli, ikinci kelimenin sonu ise ötreli değil esreli okunur: مفتاحُ بابِالْبيت  miftâhu bâbi'l-beyti "evin kapısının anahtarı"
Bu gibi tamlamalarda ikinci ve üçüncü kelimeler Arapça yapılı bir tamlama gibi değerlendirilir ve her zaman tamlayan (muzâfunileyh) olarak birinci kelimeyi (muzâf) tamlarlar. Böylece tamlayanı Arapça yapılı bir tamlamadan ibaret olan Farsça yapılı bir tamlama teşekkül etmiş olur. Bu yüzden, bu gibi tamlamaları Farsça yapılı kabul edip birinci kelime (muzâf) ile Arapça bir tamlama yapısında olan diğer iki kelimeyi (muzâfunileyh) birbirine izafet kesresi ile bağlarız:
السلام باب درونِ derûn-ı Bâbü's-selâm "Babüsselâm'ın içi"

الحرام بيت حدودِ hudûd-ı Beytü'l-harâm "Beytülharâm'ın hududu"



Bilhassa kitap adlarında Arapça yapılı tamlama kullanımı yaygındır. Buralarda üç kelimeden oluşan tamlamaları
Arapçanın sözdizimi kurallarına göre okumamız gerekir. Buna tanınmış kitap isimlerinden bazı örnekler verelim:


الشريفه المساجدِ اوصافِ كتابُ Kitâbu Evsâfi'l-Mesâcidi'ş-Şerîfe.


ARAPÇA BİRLEŞİK SIFATLAR: LAFZÎ İZÂFET

Lafzi izafetler, Farsçanın birleşik sıfatlarına karşılık gelen Arapça kelime gruplarıdır.


Lafzî izafetlerin teşkilinde şekilce dikkat çeken en önemli unsur, birinci kelimenin sıfat fonksiyonunda olmasıdır.


Arapçanın lafzî izafetleri de, Farsça birleşik sıfatlar gibi, Türkçeye isnat grubu, sıfat tamlaması+lı kalıbı veya sıfat-fiil grubu şeklinde aktarılabilir.

سريع  الهَضم serî'ü'l-hazm / çabuk hazmlı, hazmı çabuk (olan)
طويل  القد tavîlü'l-kadd / uzun boylu, boyu uzun (olan)
عظيم الشان azîmü'ş-şân / yüce şanlı, şanı yüce (olan)

Lafzî İzafetlerin Kullanılışı

Lafzî izafetler, esas olarak birleşik sıfat anlamı taşıdıkları için söz diziminde sıfat fonksiyonunda kullanılırlar.

ظلمهء  عديمة الانصاف  zaleme-i adîmetü'l-insâf ‘insafsız zalimler’
كتاب  جليل القدر kitâb-ı celîlü'l-kadr ‘değeri yüce (olan) kitap’
كنيسهء نادرالمثل kenîse-i nâdirü'l-misl ‘benzeri nâdir (olan) kilise’
پادشاه سالف الذكر pâdişâh-ı sâlifü'z-zikr ‘zikri geçen padişah’

OSMANLI TÜRKÇESİ GRAMERİ II - Farsça

Farsçada Kelime Yapımı: İsimler, Sıfatlar

Farsça eklemeli bir dildir. Farsçada sadece son eklerle değil ön eklerle de kelime türetilebilir.

Farsçada Yalın İsim ve Sıfatlar

Farsça Sayı İsimleri

يك yek / bir
دو dü / iki
سه se / üç
چهار çehar / dört
چار çar / dört
پنچ penç / beş
شش şeş / altı
هفت heft / yedi
هشت heşt / sekiz
نه nüh / dokuz
ده deh / on
بيست bist / yirmi
سى si / otuz
چهل çihil / kırk
پنجاه pencah / elli
شصت şast / altmış
شست şest / altmış
هفتاد heftad / yetmiş
هشتاد heştad / seksen
نود neved / doksan
صد sad / yüz
دوصد dü-sad / iki yüz
هزار hezar / bin

Farsça Sıra Sayıları

م +üm, می +ümî ve مين +ümîn ekleriyle teşkil edilir.
Bazıları şunlardır: يكم yeküm, نخست nuhust "birinci, ilk", دوم düvüm ~ ديم düyüm "ikinci", سوم sivüm ~سيم siyüm "üçüncü", چهارم çehârum veya چهارمين çehârümîn "dördüncü",
پنجم pencum "beşinci", ششم şeşüm "altıncı", هفتم heftüm veya هفتمين heftümîn "yedinci",
هشتم heştüm "sekizinci", نهم nühüm "dokuzuncu", دهم dehüm "onuncu" vs.

Farsçada Kelime Yapımı
İsimden Türemiş İsimler

Türemiş isimler genellikle son eklerle teşkil olunmaktadır.

+gâh گاه :
Yer ve zaman isimleri yapımında kullanılır. Karargâh, şâmgâh (akşam vakti), bâmgâh (sabah vakti…
Bu ekin ince/muhaffef şekli olan +geh گه de aynı anlamda kelimeler türetir.  

+istân ستان :
Yer ve zaman isimlerinin yapımında kullanılır. Aruz kalıplarına uyması için +sitan şeklinde kullanıldığı da görülür.

+zâr زار :
Yer isimleri yapar. Lalezar, gülzar, mergzar (çayırlık, mera).

+kede كده :
Yer isimleri yapar. Ateşkede (Mecusilerin ibadet yeri), meykede (meyhane).

+sâr سار :
Yer isimleri yapar. Sengsar (taşlık), kûhsar (dağlık), nemeksar (tuzla).

 +dân  دان :
Âlet isimleri yapımında kullanılır. Daha çok nesnelerin konulduğu kapları ifade eder. Ateşdan (mangal), şemdan (mumluk), nemekdan (tuzluk).

+bân بان / +vân وان :
Meslek isimleri yapımında kullanılır. Bağban (bağcı), nigehban (gözcü, muhafız), sarban (deveci), derban (kapıcı).

+kâr كار , +gâr گار , +ger گر :
Bu ekler isimlere gelerek bir işi çokça yapanı veya meslek olarak yapanı ifade ederler. Türkçede bunları çoğu zaman +cı/+ci ekleriyle karşılarız: hilekâr, günahkâr, hudavendgâr (efendilik eden),dadger (adaletle hareket eden), zerger (altıncı, kuyumcu).

+çe چه :
Küçültme isimleri yapar. Türkçedeki +cık/+cik, +cağız/+ceğiz eklerine karşılık gelir: bağçe, nayçe (küçük ney), seraçe (küçük saray).

+î ى:
Bu ek muhtelif anlamlarda isimler teşkil eder.

Âlet edevat isimlerinden sonra gelerek o âleti yapanı ifade eder: palani (semerci), ramişi (çalgıcı).
İsim ve sıfat cinsinden kelimelerden oluş isimleri türetir. Merdi, maderi (analık), abadani (bayındırlık), hubi (güzellik), zişti (çirkinlik), ruzi (günlük).
Bu ek sonu a/e okunan he (٥) ile biten kelimelere getirildiğinde araya bir [g] sesi girer ve kelime sonundaki he (٥) yazılmaz: آسوده âsûde / آسودگى âsûdegî (rahatlık, dinlenmişlik).
درمانده dermânde / درماندگى dermândegî (acizlik).

İsimden Türemiş Sıfatlar

Ön Eklerle Yapılan Sıfatlar

بى / bî-:
Olumsuzluk ön ekidir. bî-baht “bahtsız”, bî-bedel “benzersiz”

نا / nâ-:
Olumsuzluk ön ekidir. ناخوش / nâ-hoş “hoş olmayan”, نامرد / na-merd “mert olmayan, alçak”.

ب / be – با / bâ:
Eklendiği sözcüklere +lı/+li anlamlarını katar. بنام / be-nâm "namlı, بخرد / be-hıred "akıllı", باوقار / bâ-vekār "vekarlı".

هم / hem-:
Ortaklık, aynılık bildiren kelimeler yapar. hem-asr “asırdaş, çağdaş”, hem-fikr “fikirdeş, aynı fikirde olan”.

بر / ber-:
Kelimelere "üzere, üzeri" anlamlarını katan bu ön ek sıfat ve zarf işlevinde kelimeler türetir: برباد / ber-bâd "yele verilmiş, perişan", برجا / ber-câ "yerinde, uygun".

Bazı ön ekler (edatlar) daha çok zarf fonksiyonunda kelimeler türetir:
از / ez-:
Kelimelere Türkçedeki -dan/-den ayrılma ekinin anlamını katar: ازدل ez-dil "gönülden",
از قضا ez-kazâ "kaza olarak, yanlışlıkla".


در / der-:
Kelimelere Türkçede "içinde, -da/-de" anlamlarını katar: درميان / dermiyân "ortada",

درنيام / der-niyam "kında, kılıfta".


براى / berây "için":
berây-ı ziyâret "ziyaret için", berây-ı ticâret "ticaret için", berây-ı tahsîl "öğrenim için" vs.


تا / tâ- "kadar":
Bu edat çoğu zaman be- edatıyla birlikte “tâ-be” "kadar, dek" şeklinde kullanılır:
تابصباح / tâ-be-sabâh "sabaha kadar", تابقيامت / tâ-be-kıyâmet "kıyamete kadar" vs.

پر / pür- "dolu, +lı/li":
Farsçada daha çok zarf gibi kullanılan bu kelime bir ön ek gibi birçok kelimenin teşkilinde yer alabilmektedir: پرصفا pür-safâ “safalı, پرملال pür-melâl “üzüntülü, kederli”, پرجور pür-cevr “eziyetli”.

Son Eklerle Yapılan Sıfatlar

+mend مند (+lı/+li):
derdmend "dertli", hünermend "hünerli", dânişmend "bilgili"vs.

+nâk ناك (+lı/+li):
derdnâk "dertli", nemnâk "nemli", şermnâk "utangaç", gamnâk "gamlı" vs.

+vâr وار / +ver ور (+lı/+li; gibi):
ümîdvâr "umutlu", hünerver "hünerli", bülbülvâr "bülbül gibi", bendevâr "köle gibi, kul gibi" vs.
Bu ek aynı zamanda "yakışır, lâyık" anlamlarını da üretir:  şâh-vâr "şâha lâyık".

+gîn گين (+lı/+li):
gam-gîn "gamlı", hışmgîn "hışımlı, öfkeli", şermgîn "utangaç" vs.

+în ين :
Bu ek, çeşitli madde isimlerinden sonra gelerek ondan yapılmış olmayı, +lı/+li anlamını ifade eder: sîmîn "simden, gümüşten yapılmış", zerrîn "zerden, altından", âhenîn "demirden", sengîn "taşlı", rengîn "renkli", şermîn "utangaç" vs.

+gûn گون :
Çeşitli isimlerden renk adları türetir: âb-gûn "su rengi, mavi", gül-gûn "gül rengi, pembe", nîlgûn "çivit rengi", lâle-gûn "lale rengi, kırmızı" vs.

+fâm فام :
Çeşitli isimlerden renk adları türetir: kebûd-fâm "gök rengi, mavi", gül-fâm "gül rengi, pembe", lâle-fâm "lâle rengi, kırmızı" vs.

+î ى:
+lı/+li ekinin işleyişinde nispet anlamı türetir: Şirâzî "Şirazlı", İranî "İranlı" vs.
Bu ek aynı zamanda renk isimleri de türetmektedir: gülî "gül rengi”, sünbülî "sümbül renginde", hâkî "toprak yeşili" vs.

+âsâ آسا / +veş وش / +sâr سار +mânend مانند vs. son ekleri de "gibi" anlamında sıfatlar türetirler: perî-vâr "peri gibi", behişt-âsâ "cennet gibi", mihr-âsâ "güneş gibi", mâh-veş "ay gibi", deryâ-veş "deniz gibi", perî-sâr "peri gibi", gürg-sâr "kurt gibi", kûh-mânend "dağ gibi" vs.

+âne آنه :
Bu ek, lâyıklık, yakışırlık bildiren sıfatlar türetir: dostâne "dosta yakışır, dostça", tıflâne "çocukça", fakîrâne "fakirce".

-ter تر / -terîn ترين :
Sıfatların karşılaştırma ve üstünlük derecelerini ifade eder. Bugünkü Türkçede bu kategori sıfatın önüne daha ve en kelimelerini getirerek yapılır: bihter "daha iyi" bihterîn "en iyi" erzânter "daha ucuz" erzânterîn "en ucuz", müşkilter "daha zor" müşkilterîn "en zor" vs.

Farsçada Fiil, Fiilden Türemiş Kelimeler, Birleşik Kelimeler

Farsçada Fiil

Türkçede –mak/-mek eklerinin Farsçadaki karşılıkları –den دن  / -ten تن   ekleridir.
خاندن / hânden (okumak), كفتن / güften (söylemek)
 
Farsçada sonlarında -den ve -ten bulunduğu hâlde masdar olmayan kelimeler de vardır

Farsça Fiillerde Emir Gövdesi

Aslî masdarlardan -den ve -ten ekleri atılınca ortaya çıkan şekil hâl gövdesi veya geniş zaman gövdesi olarak da adlandırılır.

خواندن hânden "okumak" / خوان  hân "oku"
دريدن  derîden "yırtmak" / در  der "yırt"

Bir masdarın emir gövdesi, herhangi bir ek almadan, sıfat-fiil anlamı da taşır. Emir gövdesiyle teşkil olunan bu şekiller tek başlarına kullanılmayıp birleşik sıfat yapımında kullanılırlar:

در der "yırtan": saf-der / perde-der

Birçok fiilde bu ekler (-den ve -ten) çıkarılınca oluşan tabanda birtakım ses değişmeleri meydana gelir.

a) -den'li masdarlardaki değişmeler:

/â/ ا ile biten fiillerde bu ses bazen düşer bazen /ây/ اى veya /â/ ا olur:

نهادن nihâden "koymak / نه nih "koyan": نه قدم kadem-nih

/û/ و ile biten fiillerde bu sesler /ây/ اى veya /â/ ا olur:
فرمودن fermûden "emretmek" / فرما fermâ "buyuran, emreden": فرما فرمان fermân-fermâ
/r/ ر ile biten fiillerde bu ses değişmez:
پروردن perverden "beslemek" / پرور perver "besleyen": پرور حميت hamiyyet-perver

/î/ ى ile biten fiillerde bu ses düşer:
بوسيدن bûsîden "öpmek" / بوس bûs "öpen": بوس دامن dâmen-bûs

b) -ten'li masdarlardaki değişmeler:

-ten eki çıkarıldıktan sonra fiil tabanı /h/ خ ile bitiyorsa bu ses /z/ ز'ye dönüşür:
آويختن âvîhten "asmak" / آويز âviz "asılan, asılı": آويز دل dil-âvîz

/s/ س ile biten fiillerde bu ses ya düşer veya /h/ ٥, /y/ ى, /n/ ن, /nd/ ,ند ya da /ûy/ وی harflerinden birine dönüşür:
شكستن şikesten "kırmak" / شكن şiken: شكن پيمان peymân-şiken

/ş/ ش ile biten birçok fiilde bu ses /r/ ر 'ye, /îs/ يس 'e veya /rd/ رد 'e dönüşür:
نوشتن nüvişten "yazmak" / نويس nüvîs: نويس وقعه vak’a-nüvîs

/f/ ف ile biten fiillerde bu ses /b/ ب 'ye dönüşür:
يافتن yâften "bulmak" ياب yâb "bulan": ياب شرف eref-yâb, ياب شفا şifâ-yâb

Farsça Fiillerde Geçmiş Zaman Gövdesi

Farsça fiillerde geçmiş zaman gövdesi fiillerin sonunda bulunan /n/ sesinin ( ن harfi) atılmasıyla elde edilir. Fiilin geçmiş zaman gövdesi görülen geçmiş zaman teklik 3. şahsını ifade eder.
آمدن âmeden "gelmek"    / آمد âmed "gelme, geliş"
رفتن reften "gitmek"   / رفت reft "gitme, gidiş"

Farsça Fiilden Türemiş Kelimeler

Fiilden Türemiş İsimler
Fiilden isim türeten ekler

-e ٥:
Fiilin emir gövdesine getirilir: خنده hande "gülme, gülüş" (handîden),  ناله nâle "inleme" (nâlîden) بوسهbûse "öpme, öpüş" ( bûsîden) vs.

-iş ش :
Fiilin emir gövdesine getirilir: نالش nâliş "inleyiş" ( nâlîden), نمايش nümâyiş "gösteriş, gösteri" (<nümûden).

-âr ار :
Fiilin geçmiş zaman gövdesine getirilir: رفتار reftâr "gitme, gidiş" (reften), كفتار güftâr "söyleyiş, söz" ( güften) vs.

Farsça Fiilden Türemiş Sıfatlar
Fiillerin emir ve geçmiş zaman gövdelerinden sıfat türeten ekler

-e ٥ :
Bu ek, fiilin geçmiş zaman gövdesine getirilerek edilgen anlamlı sıfat-fiiller (ism-i mef'ûl veya ism-i fâ'il) yapar. Türkçede bunları genellikle -mış/-miş ekleriyle (görmüş, almış) karşılarız: ديده dîde "görmüş, görülmüş" (dîden).
Bu ekle türetilen kelimeler, birleşik sıfatların teşkilinde sıkça kullanılmaktadır.

-ende نده :
Fiilin emir gövdesine getirilerek sıfat-fiil görevinde kelimeler türetir. Türkçede -an/-en, -ar/-er veya -ıcı/-ici ekleriyle yaptığımız kelimelere karşılık gelir: كوينده gûyende "söyleyen" (güften), خوانندهhânende "okuyan" (hânden).

-ân ان :
Fiilin emir gövdesinde getirilen bu ek hem sıfat-fiil, hem de zarf-fiil teşkilinde kullanılır:
كريان giryân "ağlayan ~ ağlayarak" ( girîsten), پويان  pûyân "koşan ~ koşarak" ( pûyîden).

-â ا:
Kimi fiillerin emir gövdelerine getirilerek sıfat-fiil teşkil eder: كويا gûyâ "söyleyen" (güften), بينا bînâ "gören" (dîden).

-gâr گار :
Fiillerin emir ve geçmiş zaman gövdelerine gelerek fâil ismi teşkil eder. Bu eki Türkçede -ıcı/-ici, -an/-en ekleriyle ifade ederiz: پروردگار   perverdigâr "besleyici, terbiye edici; Allah" (perverden).

-âr ار :
Fiillerin geçmiş zaman gövdesine getirilerek fâ'il ismi teşkil eder: خريدار harîdâr "alıcı" (harîden),فروختار  fürûhtâr "satıcı"  (fürûhten).

Farsça Birleşik Kelimeler

İki İsimden Oluşanlar

Bunlar şekil olarak izafet kesresi kaldırılmış bir isim tamlaması veya tamlayanla tamlananın yer değiştirdiği bir isim tamlaması gibidir.
سرعسكر ser-asker "komutan", سرحد ser-hadd "sınır", سرمايه ser-mâye "ana para, kapital", ميرآلاى mîr-alay "alay komutanı, albay", درسعادت der-sa'âdet "saadet kapısı, İstanbul", آبرو âb-rû "yüzsuyu, şeref", مرغاب murg-âb "ördek", كلبرك gül-berg "gül yaprağı", مهمانخانه mihmân-hâne "konuk evi, otel",سپهسالار sipeh-sâlâr "komutan".
Bilhassa ser, sâhib, mîr kelimeleriyle yapılan tamlamalar isim tamlaması gibi izafet kesresiyle de okunabilir. Ancak bunlar yaygın olarak birleşik isim gibi izafet kesresi olmadan okunurlar.

İkilemelerle Oluşanlar

 güft ü gû "dedikodu", cüst ü cû "arayıp sorma”, sûz u güdâz "yanıp yakılma", berg ü bâr "yaprak ve yemiş; malzeme, azık", pîç ü tâb "kıvrım büklüm; sıkıntı, telaş".
İkinci kelimesinde, birinci kelimesinin baş ünsüzünün /m/ ünsüzüne dönüştürülmesiyle teşkil olunmuş bazı ikilemeler de bulunmaktadır:
تارومار târ u mâr "darmadağınık", مرج و  هرج herc ü merc "karma karışık", مان  و خان hân u mân "ev bark" vs.

Farsçada Birleşik Sıfatlar

İsnat grubu: Birinci unsur çoğu zaman iyelik eki almış bir kelime, ikinci unsuru ise sıfat işlevinde bir kelimeden oluşan kelime grubuna isnat grubu denir. İsnat grubu cümle içinde esas olarak sıfat fonksiyonundadır: canı tez (adam), sütü bozuk (herif), başı bozuk (asker), baldırı çıplak (serseriler) vs.
(Sıfat tamlaması + lı eki) şeklinde oluşan kelime grupları da sıfat fonksiyonundadır: kırık kalpli (âşıklar); geniş bütçeli (bir proje); dalgın bakışlı (hastalar), temiz kalpli (insanlar) vs.
İsnat grubu ile sıfat tamlaması + lı yapısındaki tamlamalar aynı anlamı ifade etmek üzere kullanılabilirler: kalbi kırık X kırık kalpli, canı tez X tez canlı, kalbi temiz X temiz kalpli vs.

Farsça Birleşik Sıfatların Kuruluşu

Farsçada birleşik sıfatlar iki isim veya bir isimle bir sıfatın yan yana gelmesiyle kurulur. Bunları isim veya sıfat tamlamalarından ayıran şeklî özellik, arada bir izafet kesresinin bulunmamasıdır.

İki İsimden Oluşanlar

 deryâ-dil "derya gönüllü",
سروقد serv-kadd "servi boylu",
 âhû-çeşm "âhû gözlü",
 meh-peyker "ay yüzlü",
 hümâ-âşiyâne "Hüma kuşunun yuvası olan",
 fazîlet-me'âb "fazilet sığınağı",
 mehâsin-şiyem "güzel şeyleri huy edinmiş",
 kebk-reftâr "keklik yürüyüşlü"

İsim ve Sıfattan Oluşanlar

Bu tip birleşik sıfatlarda isim önce, sıfat sonra gelebilir:
ser-bülend "yüce başlı, başı yüce",
دلشاد dil-şâd "gönlü sevinçli",

Bazılarında ise sıfat önce, isim sonra gelir:

 âlî-nihâd "yüksek ahlâklı, ahlâkı yüksek",
 şîrîn-zebân "tatlı dilli, dili tatlı",
 girân-bahâ "pahası ağır, pahalı",
خوشبو hoş-bû "güzel kokulu, kokusu güzel",
 âlî-tebâr "yüksek soylu".

Emir gövdesiyle yapılan birleşik sıfatlar: Bu sıfatlarda isim önce emir gövdesi sonra gelir.
سوختن sûhten "yakmak" / سوز sûz "yak X yakan". سوز جكر ciger-sûz "yürek yakan".
rîzân (rihten ريختن "dökmek" fiilinden) / ريزان اشك eşk-rîzân "gözyaşı döken".

Geçmiş zaman gövdesinden türetilen ism-i mef'ûllerle yapılan birleşik sıfatlar:

dîde (dîden ديدن "görmek" fiilinden) / ضررديده zarar-dîde "zarar görmüş".

Sıfat-fiil eki olan -ân ile yapılan birleşik sıfatlar: Bu yolla yapılan birleşik sıfatlarda isim önce sıfat sonra gelir:   cân-sûzân "can yakan", eşk-rîzân "gözyaşı döken", müjde-resân "müjde getiren".

Geçmiş zaman gövdesiyle yapılan birleşik sıfatlar: Geçmiş zaman gövdesi (hafifletilmiş masdar) hâlindeki fiiller sıfat-fiil (ism-i mef'ûl) anlamı taşırlar. Bu yapıdaki birleşik sıfatlarda da isim önce sıfat sonra gelir:
سالخورد sâl-hurd "yıl yemiş, ihtiyar",
            dâmen-âlûd "eteği bulaşık, iffetsiz".

Farsçada Zarf Grupları

Farsçada â-, be-, tâ- gibi kimi eklerle yapılan kelime grupları genellikle zarf fonksiyonundadırlar:
â- :
سراسر ser-â-ser "baştan başa",
          ser-â-pâ "baştan ayağa",
كوناكون gûnâgûn "türlü türlü",

be-:
سربسر ser-be-ser "baş başa",
بدست دست dest-be-dest "el ele",
زانوبزانو zânû-be-zânû "diz dize",
بسو سو sû-be-sû "taraf taraf" vs.

tâ-:
سرتاسر ser-tâ-ser "baştan başa",
پا سرتا ser-tâ-pâ "baştan ayağa" vs.


Osmanlı Türkçesinde Kullanılan Bazı Farsça Fiiller ve Emir Gövdeleri

Fiil                                                                  Emir Gövdesi
آراميدن aramiden / dinlenmek                          آرام aram
آراستن ârâsten / süslemek                               آرا ârâ / آرای ârây
آزردن âzürden / incitmek                                آزار âzâr
آزمودن âzmûden / denemek                             آزما âzmâ / آزمای âzmây
آسودن âsûden / dinlenmek                               آسا âsâ / آسای âsây
آشاميدن âşâmîden / içmek                                آشام âşâm
آشفتن âşüften / karıştırmak                              آشوب âşûb
آغازيدن âğâzîden / başlamak                           آغاز âğâz
آفريدن âferîden / yaratmak                              آفرين âferîn
آکندن âgenden / doldurmak                             آکن âgen
آلودن âlûden / bulaştırmak                               آلای âlây
آمدن âmeden / gelmek                                     آی ây
آموختن âmûhten / öğretmek                             آموز âmûz
آميختن âmîhten / karıştırmak                            آميز âmîz
آوردن âverden / getirmek                                آور âver
آويختن âvîhten / asmak                                    آويز âvîz
افتادن üftâden / düşmek                                   افت üft
افراختن efrâhten / yükseltmek                          افراز efrâz
افروختن efrûhten / parlatmak                           افروز efrûz
افزودن efzûden / arttırmak                               افزا efzâ / افزای efzây
افشاندن efşânden / saçmak                               افشان efşân
افشردن efşürden / sıkmak                                افشار efşâr
افکندن efgenden / atmak, düşürmek                 افکن efgen / فکن figen
انباشتن enbâşten / doldurmak                          انبار enbâr
انديشيدن endîşîden / düşünmek                         انديش endîş
اندوختن endûhten / kazanmak                          اندوز endûz
انکيختن engîhten / koparmak                           انکيز engîz
ايستادن îstâden / ayakta durmak                       ايست îst
باختنن bâhten / oynamak                                 باز bâz
بافتن bâften / dokumak                                   باف bâf
بايستن bâyesten / gerekmek                            بای bây
بخشيدن bahşîden / bağışlamak                         بخش bahş / بخشا bahşâ
بخشودن bahşûden / bağışlamak                        بخش bahş
بردن bürden / götürmek                                  بر ber
بستن besten / bağlamak                                  بند bend
بنديدن bendîden / bağlamak                             بند bend
بوسيدن bûsîden / öpmek                                  بوس bûs
بوييدن bûyîden / koklamak                              بوی bûy
ديدن dîden / görmek                                        بين bîn
پاشيدن pâşîden / saçmak                                  پاش pâş
پختن puhten / pişirmek                                    پز pez
پذيرفتن pezîreften / kabul etmek                       پذير pezîr
پرداختن perdâhten / düzenlemek                       پرداز perdâz
پرستيدن perestîden / tapmak                            پرست perest
پروردن perverden / beslemek                          پرور perver
پريدن periden / uçmak                                     پر per
پسنديدن pesendîden / beğenmek                       پسند pesend
پناهيدن penâhîden / sığınmak                            پناه penâh
پوشيدن pûşîden / giymek, örtmek                     پوش pûş
پيراستن  pîrâsten / süslemek                             پيرا pîrâ / پيرای pîrây
پيوستن peyvesten / ulaşmak                             پيوند peyvend
پيمودن peymûden / ölçmek                              پيما peymâ / پيمای peymây
تابيدن tâbîden / aydınlatmak                             تاب tâb
تراشيدن tırâşîden / yontmak                             تراش tırâş
جستن cüsten / aramak                                     جو cû / جوی cûy
جستن cesten / sıçramak                                   جه ceh
جوشيدن cûşîden / kaynamak                            جوش cûş
چشيدن çeşîden / tatmak                                   چش çeş
چيدن çîden / toplamak                                     چين çîn
خاييدن hâyîden / çiğnemek                               خای hây
خاستن hâsten / ayağa kalkmak                        خيز hîz
خراشيدن hırâşîden / tırmalamak                        خراش hırâş
خواستن hâsten / istemek                                  خواه hâh
خواندن hânden / okumak                                 خوان hân
خوردن   horden / yemek                                  خور hor / خوار hâr
دادن dâden / vermek                                        ده dih
داشتن dâşten / tutmak, sahip olmak                  دار dâr
دوختن dûhten / dikmek                                    دوز dûz
دانستن dânisten / bilmek                                   دان dân
ربودن rübûden / kapmak                                 ربا rübâ / ربای rübây
راندن rânden / koşmak, sürmek                       ران / rân
رستن rüsten / bitmek, yetişmek                        روی rûy
رستن resten / kurtulmak                                   رس res
رسيدن resîden / erişmek                                   رس res
رفتن reften / gitmek                                         رو rev
رنجيدن renciden / sıkıntı çekmek                       رنج renc
ريختن rîhten / dökmek                                     ريز rîz
ريشيدن rîşîden / yaralanmak                             ريش rîş
زادن zâden / doğmak                                       زا zâ / زای zây
زدن zeden / vurmak, çalmak                            زن zen
ساختن sâhten / yapmak                                    ساز sâz
ساييدن sâyîden / sürtmek, sürmek                     سا sâ / سای sây
ستادن sitâden / almak, fethetmek                      ستان sitân
سرودن sürüden / şarkı söylemek                      سرا serâ / سرای serây
سختن sahten / tartmak                                      سنج senc
سنجيدن sencîden / tartmak                                سنج senc
سوختن sûhten / yakmak                                   سوز sûz
شستن şüsten / yıkamak                                    شوی şûy
شکافتن şikâften / yarmak                                  شکاف şikâf
شکستن şikesten / kırmak                                  شکن şiken
شمردن şümürden / saymak                               شمار şümâr
شناختن şinâhten / tanımak                                 شناس şinâs
شوريدن şûrîden / karıştırmak                            شور şûr
شنيدن şünîden / işitmek                                     شنو şinev
فرسودن fersuden / eskimek, eskitmek                فرسا fersâ / فرسای fersây
فرمودن fermûden / buyurmak                            فرما fermâ / فرمای fermây
فروختن fürûhten / satmak                                 فروش fürûş
فريفتن firîften / aldatmak                                   فريب firîb
فزودن füzûden / artırmak                                  فزا fezâ / فزای fezây
کشيدن keşiden / çekmek                                  کش keş
کشتن küşten / öldürmek                                   کش küş
کندن kenden / kazmak                                     کن ken
کوفتن küften / döğmek, ezmek                         کوب kûb
کداختن güdâhten / eritmek                                کداز güdâz
کذاشتن güzâşten / geçirmek, yapmak                کذار güzâr
کذشتن güzeşten / geçmek                                 کذر güzer
کشتن geşten / dönmek                                     کرد gerd
کرديدن gerdîden / dönmek                               کرد gerd
کريختن gürîhten / kaçmak                                کريز gürîz
کزيدن güzîden / seçmek                                   کزين güzîn
کساردن güsârden / yemek, içmek                     کسار güsâr
کستردن güsterden / yaymak, döşemek             کستر güster
کفتن güften / söylemek                                     کو gû / کوی gûy
کشادن güşâden / açmak                                   کشا güşâ / کشای güşây
ليسيدن lîsîden / yalamak                                   ليس lîs
ماليدن mâlîden / sürmek                                    مال mâl
ماندن mânden / kalmak                                    مان mân
مردن mürden / ölmek                                      مير mîr
نشستن nişesten / oturmak                                 نشين nişîn
نکاشتن nigâşten / nakş etmek                           نکار nigâr
نمودن nümûden / göstermek                             نما nümâ / نمای nümây
نواختن nüvâhten / okşamak                              نواز nüvâz
نوشتن nüvişten / yazmak                                  نويس nüvîs
نوشيدن nûşîden / içmek                                    نوش nûş
نهادن nihâden / koymak                                   نه nih
يافتن yâften / bulmak                                        ياب yâb

Farsça Yapılı İsim ve Sıfat Tamlamaları

Farsça tamlamada tamlanan unsur başta bulunur. Farsça yapılı tamlamaların isim veya sıfat tamlaması olduğunu yalnızca tamlayan unsurun cinsinden anlarız.
Bâb-ı beyt / “beyt” isim olduğu için, isim tamlamasıdır.
Bâb-ı âlî / “âlî” sıfat olduğu için, sıfat tamlamasıdır.
İzafet esresi morfolojik unsurdur. Farsçada isim ve sıfat tamlamasını diğer kelime gruplarından ayırt etmemizi sağlayan izafet esresidir.
İzafet esresi olan yerde tamlanan kelimenin son ünsüzü esreli okunur. İzafet esresi ünsüzle biten kelimelerde yazılmaz, sadece okunur.

Farsça yapılı tamlamada baştaki kelime, yani tamlanan ünlü ile bitiyorsa işimiz daha kolaydır. Bu durumda izafet esresi hemze “ ء veya ye “ ی harfi ile mutlaka gösterilir.

Tamlanan kelime /a/ veya /e/ okunan güzel he “٥” ile bitiyorsa sondaki güzel he’nin üstüne hemze işareti konur.
ديدهٴ کريان / dîde-i giryân “ağlayan göz”
ليلهٴ قدر / leyle-i kadr “kadir gecesi”

Tamlanan kelime /î/ okunan “ ی ile bitiyorsa izafet esresi yine hemze ء ” ile gösterilir
 كشتئ نوح  / keştî-i Nûh “Nuh’un gemisi”
مثنوئ مولانا / Mesnevî-i Mevlânâ “Mevlânâ’nın Mesnevi’si”


Tamlanan kelime /â/ okunan elif “ ا ve /û/ okunan vav “ و ile bitiyorsa izafet esresi yerine ye “ یyazılır izafet esresi –yı biçiminde okunur.


علماى اسلاميه / ulemâ-yı İslâmiyye “İslâm âlimleri”
شعراى عثمانيه / şu’arâ-yı Osmâniyye “Osmanlı şairleri”
عصاى موسى / asâ-yı Mûsâ “Musa’nın asası”


Tamlama kaç kelimeden oluşursa oluşsun her zaman tamlanan ve tamlayan olmak üzere iki unsur vardır.
Kaç kelimeden oluşursa oluşsun bütün tamlamaların, esas olarak, iki unsurdan oluştuğu unutulmamalıdır.
Bu dilbilgisel ve semantik ilişki iyi öğrenilmezse metnin anlaşılması mümkün olmaz.

Beş ve Altı Kelimeden Oluşan Farsça Tamlamalar

Osmanlı Türkçesinde yer yer beş, altı, hatta yedi kelimeyle kurulmuş tamlamalara da rastlanır. Bu tamlamalarda da sıfat olan kelimeler daima kendisinden önceki kelimeyi niteleyerek onunla bir tamlama teşkil etmek üzere sondan öne doğru gruplar oluşturarak birbirlerini tamlarlar.

مشاهدهٔ رخسار دلآراى بيت خدا / Müşâhade-i ruhsâr-ı dil-ârâ-yı beyt-i Hudâ / Beyt-i Hudânın ruhsâr-ı dil-ârâsının müşâhadesi.



FARSÇA YAPILI TAMLAMALARDA UYUM

Arap dilbilgisinde, Türkçede olmadığı şekilde, tamlamayı kuran kelimeler arasında sayı ve cins bakımından uyum aranır. Arapça kelimelerle kurulan Farsça yapılı tamlamalarda bazı istisnaları olmakla birlikte söz konusu olan cinsiyet ve sayı uyumuna bağlı kalınmıştır.
Sıfat tamlamasında şu uyumlar aranır:
Tamlanan tekil ve eril ise sıfat da tekil ve eril olur:
دين مبين / dîn-i mübîn
مؤمن كامل / mü’min-i kâmil


Tamlanan tekil ve dişil olursa sıfat ٥ ile dişil yapılır:

حكايهء غريبه / hikâye-i garibe

Tamlanan +ât eki ile çokluk veya vezne bağlı çokluk (cem’-i mükesser) olursa sıfat ە ile dişil yapılır:

شعرا ى عثمانيه / şu’arâ-yı Osmâniyye
ممالك اسلاميه / memâlik-i İslâmiyye



Tamlanan çoğul olduğu durumda sıfat da çoğul olabilir:
وزرا ى فهام  / vüzerâ-yı fihâm
علما ى كرام / ulemâ-yı kirâm



Tamlanan +în ekiyle çokluk yapılmışsa sıfat da aynı eki alır:
مصنفين متأخرين / musannifîn-i müte’ahhirîn
مورخين محققين / müverrihîn-i muhakkikîn

Tamlanan tesniye (ikili) hâlinde ise sıfat da tesniye hâline getirilir:
حرمين محترمين / Haremeyn-i muhteremeyn “İki muhterem Harem” (Mekke ve Medine)
زاويتان متقابلتان / zâviyetân-ı mütekâbiletân “karşıt zıt açılar”


Farsça Tamlama ve Birleşik Kelimelerin Türkçe Söz Diziminde Kullanımı

İsim ve sıfat tamlamaları tamlanan unsurun masdar olup olmamasına göre iki gruba ayrılır:

a) Tamlanan unsuru hareket, oluş veya kılış ifade etmeyen, yani masdar olmayan bir kelimeden oluşan tamlamalarda unsurlar birbirine geriden öne doğru başlayan bir sıra içinde bağlanarak bir bütün oluştururlar.
ولايات مختلفه / vilâyât-ı muhtelife "çeşitli vilâyetler"
Tamlama bu hâliyle uygun ekler alarak Türkçe cümlenin herhangi bir tamlayıcısı olabilir. Tamlayıcının eki, sondaki kelimeye eklenir, sondaki kelimenin ses düzenine uygun olur.
"Bu iklîm selefde (vilâyât-ı muhtelife)+ye taksîm olunmuşdur..."

هنكام دل آرام hengâm-ı dil-ârâm "gönle hoş gelen zaman" ve خاطر پيمانهء peymâne-i hâtır  "gönül kadehi",  Bunlar uygun ekler alarak Türkçe söz diziminde farklı tamlayıcıları karşılayabilirler: 
"...ol (hengâm-ı dil-ârâm)+da (peymâne-i hâtır)+ı leb-rîz eden..."

Farsça ve Arapça tamlamalar ile birleşik kelimeler de tıpkı Türkçedeki gibi söz dizimi içinde “tek bir kelime” olarak algılanırlar ve bu sebeple gruba getirilen ek, bütünüyle tamlamanın veya birleşik kelimenin eki olur.

b) Tamlanan unsurun masdar, yani hareket, oluş veya kılış ifade eden bir kelime olması durumunda unsurlar arasındaki ilişkinin anlaşılması, her zaman geriden öne doğru gelen bir sıralanış içinde olmaz. Aslî unsura bağlanan kelimelerin hangi tamlayıcıları karşıladığı tamamen masdarın çatısıyla ilgilidir.
teslîm-i rûh eylemek
teslîm-i rûh, bir isim tamlamasıdır. Eylemek yardımcı fiili, anlamca tamlamanın aslî unsuruna bağlıdır: teslîm eylemek. Teslîm eylemek, geçişli bir fiildir, yani nesne alır. Bundan dolayı rûh kelimesini bu tamlamanın nesnesi olarak değerlendirir.
gark-ı âb olmak
gark-ı âb, bir isim tamlamasıdır. Olmak yardımcı fiili, anlamca tamlamanın aslî unsuru olan gark masdarına bağlıdır: gark olmak "batmak, boğulmak". Gark olmak, geçişsizdir, bundan dolayı âb kelimesini nesne değil başka bir tamlayıcı olarak değerlendiririz. Âba gark olmak "suya batmak, boğulmak".

FARSÇA BİRLEŞİK KELİMELERİN TAMLAMALARDA KULLANILIŞI

Birleşik İsimlerin Kullanılışı

Serasker, mihman-hâne, sâhil-sarây, gül-berg, murg-âb, İrân-zemîn, meh-tâb yapısındaki kelimeler, birleşik isimlere örnektir. Bu gibi kelimelerin bir kısmı bitişik olarak yazılmakla birlikte bir kısmı ayrı yazılmaktadır. Meselâ ser-asker kelimesi birleşik kelime olarak bir rütbe ismidir; bunu ser-i asker diye okursak "askerin başı" anlamında vücut organını kastetmiş oluruz.

Birleşik Sıfatların Kullanılışı

Birleşik sıfatlar, gerek sıfat, gerekse isim değerinde olsun, söz diziminde geniş bir kullanıma sahiptir.

a)      İki isimden oluşanlar:

Bu gibi tamlamaları Türkçede daha çok isnat grubu, sıfat tamlaması+lı kalıbı veya sıfat-fiil grubuyla karşılarız. Bilimsel çalışmalarda bu gibi yapılarda iki kelimenin arasına (- ) işareti konur:
ستاره سپاه sitâre-sipâh "yıldız askerli, yıldızlar kadar çok askeri olan"
پولاد بدن pûlâd-beden "çelik bedenli"

b)      Bir sıfat ile bir isimden oluşanlar:

Bu gibi birleşik sıfatlarda önce sıfat sonra isim gelir. Bu tamlamaları aynı sırayla (sıfat tamlaması)+lı kalıbında Türkçeye çevirmek mümkündür:
آسوده حال âsûde-hâl "âsûde hâlli"
بد نهاد bed-nihâd "kötü huylu, kötü yaratılışlı"

c)      Bir isim ile bir sıfat-fiilden oluşanlar:

Bunları Türkçede -an/-en (gelen, bakan, koşan vs.) veya -mış/-miş (gelmiş, ölmüş, görmüş, düşmüş vs.) sıfat-fiil ekleriyle yapılan fiil gruplarıyla karşılayabiliriz:
عالم آرا âlem-ârâ " âlemi süsleyen"
جهان پيرا cihân-pîrâ "cihanı bezeyen"


Tamlama kaç kelimeden oluşursa oluşsun, bir birleşik sıfatın Farsça yapılı bir tamlamada daima kendisinden önceki kelimeyi nitelediği unutulmamalıdır:
اسكندر خضر قدر İskender-i Hızr-kadr "Hızır yüceliğinde olan İskender"
ايام فرخنده انجام eyyâm-ı ferruh-encâm "sonu uğurlu günler"
باب سعادت مآب Bâb-ı sa’âdet-me’âb "mutluluğun sığınağı olan Kapı"



Birleşik Sıfatların Türkçe Yardımcı Fiillerle Kullanılması

Farsça yapılı birleşik sıfatlar yardımcı fiillerle birleşerek ana cümlenin veya yan cümlenin yüklemini teşkil edebilmektedir.
a)      Bir sıfat ve bir ismin yan yana gelmesiyle kurulan birleşik sıfatlar, Türkçe bir yardımcı fiille birleşebilirler.

a)      Farsça sıfat-fiil yapılarıyla kurulan birleşik sıfatlar daha sık olarak Türkçe birleşik yapı teşkilinde kullanılırlar.

Ferah-bahş  +  olmak
Görüldüğü gibi bu yapıda önce bahş ile olmak arasında bir anlam grubu oluşmakta, sonra ferah kelimesi bu gruba tamlayan olarak katılmaktadır. Bahş, bahşîden "bağışlamak, bahşetmek" fiilinin emir gövdesidir ve "bahşeden, bağışlayan" anlamlarını taşır. Türkçe yardımcı fiil olmadan da fiil anlamını içinde taşımaktadır. Ferah ise bu fiilin nesnesi durumundadır.

mebâdî-i terakkî ve i’tilâ-sı / i’tilâ ve terakkî mebâdî-si / “yükselme ve ilerleme belirtileri”
istiknâh-ı habâyâ-yı umûr / umûr habâyâ istiknâh / “işlerin gizliliklerinin gerçeklerinin araştırılması”
müdakkikîn-i müverrihin / müverrihin müdakkıkîn / “Tarihçi araştırıcılar”
tîğ-ı ser-tîz-in / ser-tîz tîğ-in / “keskin kılıç(ın)”

Arapça Edatlar, Söz Kalıpları, Transkripsiyon


ARAPÇA EDATLARIN KULLANILIŞLARI

lâ- لا:
Arapça olumsuzluk edatıdır. Farçadaki nâ ve bî- edatları gibi, genel olarak bir durumun olumsuzunu, bulunmayışını ifade eder:
لايفهم / anlayışsız
لايموت / ölmez, ölümsüz
لايعد / sayılamaz, pek çok
لاادرى / bilmem (Bu ibare yazarı belli olmayan şiirleri ifade etmek için kullanılmaktadır)

mâ- ما  :
Türkçede daha çok "o şey ki" anlamındaki kalıplarda kullanılmıştır.
مافوق / üstte olan, üstteki
مادون / altta olan, alttaki
ماقبل / ön, önceki
مابعد / son, sonraki
Bu edat, başka edatlarla bir arada da kullanılır:
ما به الحيات  / hayata sebep olan
ما فى الضمير  / gönülde, yürekte, içte olan şey

ma'a- مع
birlikte, ile "anlamlarındadır:
مع هذا / bununla birlikte
مع ذلك / şununla birlikte, şu var ki
مع عائله / ailecek
مع الاسف / esefle, ne yazık ki

ke- ك
gibi” benzetme bildirir.
کالاول / eskisi gibi
کذا / bunun gibi
هکذا / işte bunun gibi
کأن / sanki
کما / olduğu gibi

keyfe كيف
"nasıl" anlamında soru edatıdır. mâ- edatıyla birlikte şart anlamı taşıyan deyimler kurar:
كيف مايشا / nasıl isterse öyle, istediği gibi
كيف ما اتفق / nasıl rast gelirse, hangisi olursa


 gayr غير
Arapça istisna edatıdır. Türkçede "+sız/+siz” ekleriyle, “...olmayan" şekilleriyle karşılarız:
غير مسلم / Müslüman olmayan

li- ل
"için" Bu edat Arapça dilbilgisinde "sebep tamlayıcısı" (el-mef'ûlü li-eclihi) denilen zarf gruplarının teşkilinde de sıkça kullanılır. Bu durumda, li- edatından önce gelen kelime üstünlü tenvin ile okunmaktadır.
تكثيراً للنفع / teksîren li'n-nef'
الحمد لله / Hamd Allah içindir

zû ذو
"Sahip, +lı/+li" anlamlarındadır. Bir kısım kalıplaşmış ifadelerde ve daha çok da bilimsel terimlerde kullanılır:
ذوالجلال / celâl sahibi, Allah
ذو اربعة الاضلاع / dört kenarlı, dörtgen
ذوذنب / kuyruklu
Bu edatın tamlamalardaki çokluk şekli ذوى zevi'dir:
ذوى الارحام / yakın akrabalar
ذى zî, zû edatının harf-i cerli şeklidir:
ذى قيمت / kıymetli
ذى اليد / bir malı elinde tutan kimse
ذو zû edatının müennesi olan ذات zât edatı bilhassa tıp, botanik ve zooloji bilim dallarındaki terimlerde çok kullanılmıştır.
ذات الجنب / akciğer zarı iltihabı
ذات الطبل / kulak zarı iltihabı

ARAPÇA SÖZ KALIPLARI



صلى الله عليه و سلم sallallâhu aleyhi ve sellem "Allah'ın salat ve selamı üzerine olsun" anlamına bir cümledir.
ابا عن جد eben an-ceddin "babadan babaya, babadan dedeye",
ابلغ من التصريح eblağu mine't-tasrîh "son derece açık",
باسمه تعالى bi'smihî te'âlâ "Allah'ın adıyla",
بمنه bi-mennihî "Allah'ın lütfuyla",
على حاله alâ-hâlihî "kendi hâlinde, bulunduğu durumda",
عليه السلام aleyhi's-selâm "Ona selam olsun.",
عليه الصلاة و السلام aleyhi's-salâtü ve's-selâm "Salât ve selâm onun üzerine olsun",
فى كتابه fî-kitâbihî "kitabında, Kur'anda",
الى غير النهايه ilâ-gayri'n-nihâye "daima, ebediyyen, sonsuza dek".

Dua ve Beddua Cümleleri

آمنا و صدقنا Âmennâ ve saddaknâ "İnandık ve tasdik ettik",
ابد الله Ebbeda'llâh "Allah ebedî eylesin",
ادام الله Edâma'llâh "Allah sürekli etsin",
اعزالله E'azza'llâh "Allah aziz etsin"; e'azallâhu ensârehû "Allah yardımcılarını yüceltsin",
الله اعلم بالصواب Allâhu a'lem bi's-savâb "Doğrusunu Allah bilir",


انار الله برهانه  Enâra'llâhu burhânehû "Allah delîlini nurlandırsın (yüce kılsın),
ايدكالله Eyyedeka'llâh "Allah sana güç versin, seni güçlendirsin",
ايده الله Eyyedehu'llâh "Allah ona güç versin, onu güçlendirsin",
ايدهم الله Eyyedehumu'llâh "Allah onlara güç versin, onları güçlendirsin",
بارك الله Bâreka'llâh "Allah mübârek etsin",
جزاك الله Cezâka'llâh "Allah (senin) mükâfatını versin",
خذلهَم الله الى يوم الدين Hazelehümu'llâhu ilâ-yevmi'd-dîn "Allah onları kıyamete kadar aşağılık ve adi etsin",
خلدالله Halledallâh "Allah daim etsin",
دامت معاليهم Dâmet ma'âlîhim "şerefleri sürekli olsun",
رحمهم الله تعالى Rahimehümüllâhu te'âlâ "Allah onların hepsine rahmet etsin",
رضى الله عنه Radıyallâhu anhu "Allah ondan (o erkek kişiden) razı olsun.",
رضى الله عنها Radıyallâhu anhâ "Allah ondan ( o kadın kişiden) razı olsun.",
رضى الله عنهم Radıyallâhu anhüm "Allah onlardan ( o erkeklerden) razı olsun.",
صانها الله عن الافات والبليات Sânehallâhu ani'l-âfâti ve'l-beliyyât "Allah onu afetlerden ve kötülüklerden korusun",
العياذ بالله El-‘iyâzu bi'llâh "Allah'a sığınırım, Allah korusun",
قدس الله سره Kaddesa'llâhu sırrahû "Allah sırrını kutsasın",


TRANSKRİPSİYON (ÇEVRİYAZI)

Transkripsiyon, kısaca, herhangi bir alfabeyle yazılmış bir metni başka bir alfabeye çevirmek demektir. Osmanlı harfleriyle yazılmış bir metni Latin alfabesine çevirmek bir transkripsiyon işlemidir.
Osmanlı alfabesinde ünlülerin gösterilmesinde eksikler vardır. Meselâ ben veya bir yazılırken ünlüler yazılmaz. Biz dilin genel yapısında bunların ünlü değerlerini bildiğimiz için (bn) veya (br) değil, (ben) ve (bir) şeklinde yazarız.
Aynı şekilde ك kef harfi /k/, /g/ ve /ñ/ seslerini gösterebilmektedir. Bundan dolayı كلدم kelimesini keldim şeklinde okuyamayız; zira bu fiilin Türkiye Türkçesinde gel-mek şeklinde olduğunu bilmekteyiz.


Transkripsiyon Alfabesi

آ ا / a, ā
أ ا / a, e, ı, i, u, ü
ء / ‘
ب / b, p
پ / p
ت / t
ث / s
ج / c, ç
چ / ç
ح / ḥ
خ / h
د / d
ذ / z, d
ر / r
ز / z
ژ / j
س / s
ش / ş
ص / ṣ
ض  / ż, ḍ
ط  / ṭ
ظ  / ẓ
ع / ‘
غ  / ġ
ف  / f
ق  / ḳ
ك / k, g, ń
ل / l
م / m
ن / n
و / v, u, ū, ü, o, ō
ه / h, a, e
ى / y, ı, i, ī

Osmanlı Türkçesi dönemi metinlerini yeni harflere aktarırken:

Türkçe kelimelerde ünlüleri gösteren harfler, uzun ünlü gibi gösterilmez.
Ayın ve hemze harfleri birer ünsüzdür. Bunları kendilerine özgü kesme işaretleriyle gösterir; bunlardan sonraki ünlüyü de kelimenin Türkçede okunuşuna göre seçeriz. Meselâ عثمانkelimesinde ayın harfinden sonraki yazılmayan ünlüyü /o/ olarak ('osmân); عمر kelimesindeki ünlüyü ise /ö/ olarak ('ömer) okuruz.

مبارك / mübārek
معظم / mu‘aẓẓam
قاتل / ḳātil
ثواب / sevāb
صواب / ṣavāb

Osmanlı Türkçesi metinlerini Latin harflerine bilimsel transkripsiyon harfleriyle aktarırken, metnin yazıldığı devrin dil özelliklerini dikkate almalıyız.

Türkiye Türkçesindeki eklerin niteliği 13. ve 19. yüzyılda aynı değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumunuzu yazınız...